“Sana yalan söylemeyen bir aynanın önüne konması çok acı vericiydi, bu kadar iyi görebilmesiyse çok iyi. Yıkılmış olanın etrafına yıkım yayması, bundan kaçabilmenin zor olması çok kötüydü.”
Bir aydınlanma anı yaklaştığında, hayvanlar depremden önce gelen sarsıntıları nasıl hissederse, ben de bunun olacağını hissediyordum, hayatımı anlamaya başladığımda farkına varmıştım bu durumun. Beni kökten sarsacak, bir güzel silkeleyecek acı gerçek yüzünden korkuya kapılıyor, titriyordum, belki de bunun bir an önce olması için uğraşıyordum, kaçış yoksa bari bitsin, gitsin diye.
Kimsenin bulunmadığı ormanda uzun yürüyüşlere çıkıp bana kimsenin ulaşamayacağı başka bir kıtada bulunduğumu hayal ettim. Kimse sana ulaşamaz, dedim kendi kendime, ulaşılabilir olmazsan eğer. Sen kimsin, diye sordum, kim olmak istiyordun, kendini hangi ölçütle ölçeceksin? En büyüğüyle mi?