Bizim dairenin kapısında pirinçten bir kapı dürbünü vardı, yuvarlak deliğinden doğrudan senin kapın görülebiliyordu. Bu kapı dürbünü benim dünyaya açılan gözümdü.
Senden önceki hayatım, hafızamın derinliklerinde kalmış bulanık ve muğlak bir şey; yüreğime artık yabancı, örümcek ağlarıyla kaplı tozlu nesneler ve insanlarla dolu bir mahzendi sadece.