İnanç ve şüphe
geceyle gündüz gibidir, birbirlerinden ayrılmazlar. Bir yandan
bana inanmak, güvenmek isterken, bir yandan içindeki şüphelerden
kurtulamıyor.
Yaşama evet ama ölüme hayır! Hep yaşayacağız, hiç ölmeyeceğiz!
Hayır, aslında istediğimiz bu değil. Ölüm korkutuyor, incitiyor, üzüyor bizi. Yaşamdan, geçmişimizden, sevdiklerimizden
ayrılmak zor geliyor en çok. Sanki hep birlikte tatile gitmişiz de, tatilin en güzel yerinde aniden iş için çağrılmışız gibi ... Herkes
tatile devam ederken bırakıp gitmek gibi ... Hep bir haksızlık, bir adaletsizlik gizli ölümün içinde! Herkes yaşarken biz veya yakınlarımızın başına geliyor gibi.
Bu kızda İD yani arzu ve isteklerin yer aldığı alt-benlik hiç doyurulmamış. SÜPEREGO yani yasak ve kuralların içinde bulunduğu
üst-benlik ise ilkel ve vahşi. Bu ikisinin ortasında kalan EGO yani benlik ise her şeye rağmen yıkılmamış. İşte bu çok iyi!
Ona yardım etmeli, bu karanlık kuyudan çıkması için elimi daha da derinlere uzatmaktan çekinmemeliyim.
- Ama size bakınca insan ... sizin de acı çekmiş olabileceğinizi
hiç anlamıyor ... Bir gün ben de ... çok güçlü biri olabilirsem .. . demek yine canım yanacak ... ama bunu kimse anlamayacak .. .
Güçlü olmayı becerebilirsem ... o zaman kaderim değişir mi?
- Sen daha yeni başlıyorsun hayata. Çocuklar kendi kaderlerini
yazamazlar. Onların yerine kalem, anne babaların elindedir.
Sen, kaderini yazacak kalemi daha yeni alıyorsun eline ama ben
orada iyi şeyler göremiyorum. Ne yazacağın şimdiden belli!