Birisi

Birisi
Bir mesud teselli içinde herkes, Herkes kendi aziz bahanesinde... [Necip Fazıl Kısakürek]
Allah Resulü tarafından kelimesi kelimesine tekrarına kadar bekleyen Melek, Allah kelâmının, Allah Resulünün diline ve kalbine yerleştiğini görür görmez birdenbire kayboluverdi. Ve bu hâli, bir kurşunun ciğeri delip geçmesi kadar sürdü. Kurşun ciğerden çıkıp gider gitmez tesiri başlayacaktır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
«— OKU!... RABBİNİN İSMİYLE BAŞLAYARAK OKU!.. O RABBİNİN İSMİYLE Kİ, İNSANI UYUŞMUŞ KANDAN YARATTI. KALEM VASITASIYLE İNSANLARA İLİM VEREN, BİLMEDİĞİ ŞEYLERİ ÖĞRETEN VE YARATMAK YALNIZ KENDİSİNE MAHSUS OLAN KEREM SAHİBİ RABBİNİN İSMİYLE OKU!..»
Melek, o ânâ kadar öteler âlemini tanımayan, fakat bütün âlemlerin Tacı ve Efendisi olarak yaratılmış bulunan Gaye-İnsan ve Ufuk-Peygambere aynen hitap etti. «— iKRÂ! (OKU!)...» Âlemlerin Fahri, dehşetler ve haşyetler içinde cevqp verdi: «— Ben okuyucu değilim. Ne okuyayım?...» Sultan Melek ilerledi. Allah'ın Resulünü kucakladı, kuvvetle sıktı ve sonra bırakarak tekrar ettit: «— OKU!» Ve kendisinden yine aynı cevabı aldı.
Ramazanın onyedinci Pazartesi günü, Allah'ın Resulü, Hira dağındaki mağarada... Bir gece evvel rüyalarında, muazzam bir şekil, bir heybet, bir suret, bir eda, bir ışık, bir renk görmüşlerdir. Bu «kendisine sır tevdi edileni ve kendisinden ruhun bâtını mahiyeti öğrenilen mahrem ve emin kimse» mânâsına «Namus - ül - Ekber» sıfatlı Cebrail'dir. Allah'ın vahyini tebliğe memur Büyük ve Sultan Melek... Büyük ve Sultan Meleklerden bir tanesi...
İlâhî memuriyetin gittikçe belirmeye yüz tutan delâletleri «Sadık Rüya» larla başladı. Gelmiş ve geçmiş resullerde olduğu gibi, Kâinatın Gaye-insanı, altı ay müddetle rüyalarında ne gördülerse ayniyle zuhuruna şahit oldular. Allah, bu sadık rüyalarla. Sevgilisini, pek kısa bir zaman sonra mübarek sırtına yükleyeceği «Resûlüllah» vazifesindeki haşyet ve heybetle alıştırmaktadır.