Çalıkuşu bir aşk romanı resmi çizer fakat detaylarda güçlü bir kadın ve çeşitli eleştiriler saklıdır.
Çalıkuşu, Feride. Duyduğu aşk değil; küçük çocukların saçlarını okşayan, dünyayı kucaklayan kocaman sevgisi. Elem, keder, yalnızlık tecrübe eden ince ruhu. Bu müşkül hislere rağmen sırtını sabıra yaslaması. Hüznünü gülümsemelere saklaması. Yolundan, kararından yahut kişiliğinden dönmemek için mücadele etmesi. Bilgisi. Emeği. Örneğin, bir ahıra okul ruhu katmak için verdiği emek. Vazife bilinci. Fedakârlık. İdealizm. 'İnsaniyet.'
Feride: "eşi benzeri olmayan, tek, eşsiz, üstün" demekmiş... (Türk Dil Kurumu)
Feride'nin gittiği memleketlerde kadın ikinci planda. Buna rağmen bir erkeğin gölgesine sığınmaktansa dimdik ayakları üstünde duruyor. Çocuklara duyduğu sevgiye tutunuyor.
Bu güçlü roman kişisinin yansıttığı o dönemin problemleri var, bahsetmeden geçmek olmaz:
- Eğitimdeki sorunlara ışık tutulmuş. Okulların fiziki yetersizlikleri. Düşünün, küçücük çocuklar ahırdan dönüştürülen bir yerde ders yapmaya çabalıyorlar.
- Çocuk "uyumsuz" davrandığında ona verilen cezaların ağırlığı ortada.
- Devlet kurumlarında çalışan duygusuz insanlar... Bir tanıdığın olmadan bu kurumlarda herhangi bir iş yapmanın zorluğu gözler önüne serilmiş.
- Öğretmen maaşının yaşamını sürdürmek için ne kadar yetersiz olduğuna değinilmiş.
Bir roman olarak Çalıkuşu'nu okumanın oldukça keyifli bir deneyim olduğunu yadsıyamam. Romanın akıcılığı, duygusallığı, Reşat Nuri'nin bir kadın karakter oluşturmadaki başarısı... Ana kahramanımız Çalıkuşu'nu çok sevdim. Feride'nin, özellikle birinci kısımda rastladığımız, çevresine ve beklentilere zıtlıklarla dolu 'neşeli' karakteri çok hoşuma gitti.
Romanı okurken 'Jane Eyre' ile kıyaslamalar yapmanın da beni mutlu ettiğini eklemek