Onsuz geçirdiği yıllar gözüne sönük ve sıkıcı geliyor , şeklini ve rengini yitiriyor , sanki bugüne kadar bir uyurgezer gibi aralarında geçip gitmiş , şimdiyse tek bir şeyi hatırlamak için uyanmış gibi.
İnsanlar her gün yalnızlığa katlanıyorlar. Yapamayacaklarını , hayata tutunamayacaklarını düşünüyorlar ancak bir şekilde her saniye yerini diğerine bırakıyor ve saatlere , günlere , haftalara dönüşüyor. En nihayetinde insanlar hayatlarına devam ediyor. Etraflarındaki onca kalabalığa rağmen hala yalnızlar. Bir eş , bir çocuk sahibi olsalarda yalnızlar.
Mutluluk kısa sürer, çabuk kaybolur. Uğrunda didinilecek, içinde yaşamak için peşinden koşulacak bir şey değildir ama geldiği zaman insan onu yakalamalı ve elinde tutabildiği kadar uzun tutmalıdır.
Onunla her yere giderim, istediği her şeyi yaparım.Ona gerçekten aşığım, onu çok seviyorum.Fakat içimdeki şu küçük, korkunç ve inatçı yer birlikte yaşadıklarımızın bir yalan, sevginin yüzeysel bir taklidi olduğunu söyleyip duruyor. Bir süreden beri Platon’un mağarasını, çoğumuzun sırtını ışığa verip gölgeleri izleyerek hayatını geçirdiğini anlatan o ürkütücü fikri düşünüyorum .