Mavide yoksun

Mavide yoksun
Türk dili ve edebiyatı öğretmeni
Acı, her daim bakiydi.
Reklam
Sessizliğine yenilir insan bazen. Sustuğu için kendisinden nefret eder, dilinin ardına saklanan korkak sözcüklere düşman olur. Söyleyemedikleri pişmanlığı olur bazen, o pişmanlık bir ateş misali yakıp kavurur içini. Keşke der defalarca. Keşke, geriye sarabilseydim zamanı. Bunun her ne kadar mümkün olmayacağını bilsek de, ömrün her pişmanlık demlerinde, bunu dillendiririz nedensizce. Zamanın zinhar geriye dönmeyeceğini bile bile. Sonra akıp giden saatlere küseriz kederlice.
Taşlaşmış bir kalbe duygular sözünü geçiremez, hiçbir maneviyat o gönülde hüküm süremezdi.
Bazı adamlar vardı, incitmekten korkarak severlerdi yüreklerine mühürledikleri kadınları. Parmak uçlarını sever, avuç içlerine buse kondururlardı. Bir ömür mabediymiş gibi, en derinlerinde saklarlardı sevdayı. Fakat kıymet bilmezdi bazı kadınlar. Hiç sevmemiş gibi gider, sevilmiş olduklarını inkâr ederlerdi. Bazı adamlar ise yakarak severlerdi. Yıkar, parçalar, darmadağın ederlerdi. Zamanı gelince ise aşktan çürümüş bir ceset bırakıp yok olurlardı. Bir kısır döngüydü bu. İyi kadınlar kötü adamlara âşık olur, kötü adamlar doğru kadınlara yanlış yaparlardı. Nedendir bilinmez, iyi bir yüreğe iyi bir yürek denk gelmezdi. İstisnayı bozan kaideler ise, masallara dönüşür, dilden dile destansı hecelerle aktarılırdı.
Her insanın ölümü kendi kıyametiydi. Ve bazı insanların kıyameti yaşarken kopardı.