"Bir türlü aklım almıyor o erin gösterdiği şiddetin nedenine. Üzerime doğrulttuğu otomatik tüfek, o dipçikle vurmalar ve daha önemlisi o bakışları, sanki yaşamının en büyük hayali beni duvarın içine gömmekti, soru kafama takılıyor: Peki neden?
Ben onun düşmanı mıyım yani?
Ama, birbirimizi ilk kez görüyoruz, ona hiçbir şey yapmış değilim ve o beni öldürmek istiyor. Işte o anda anlıyorum annemin sözlerini ya da Paris'te kuaför salonuna gelip de tartışanların konuşmalarını. Savaşın saçma ve aptalca birşey olduğunu söylerlerdi de inanmazdım."