Prof. Tülin Günşen İçli tarafından 1995 yılında yapılan bir araştırmada, üç büyük kentte 1070 kadın ile görüşülmüş. Kadınların yüzde 21.2'si eşlerinin şiddet uyguladığını belirtmiş. Eşlerinin kötü davranışlarına sabreden kadınların oranı 73.4, yine bu kadınların yüzde 86.5'i şiddet sonrası evde kalmayı tercih ediyor.
28 Eylül 1994-15 Mart 1996 tarihleri arasında Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü'ne başvuran 1040 kadından, şiddet gördüğünü söyleyen 365'ine ait bilgiler değerlendirildiğinde, kadınların yüzde 30.6' sının lise, yüzde 25.8'inin ilkokul, yüzde 20.2'sinin üniversite mezunu olduğu görülüyor. Kocaların eğitim durumuna bakıldığında da yüzde 38.9'unun üniversite mezunu olduğu, ilkokul mezunu olanların oranının yüzde 32.2 olduğu ortaya çıkıyor.
Şiddet, eğitim, sosyo-ekonomik ve kültürel konumu ne olursa olsun hemen her kesimde görülen ve halen gizliliğini koruyan önemli bir sorun. Yapılan araştırmalar şiddetin alt sosyo-ekonomik konuma özgü olmadığını gösteriyor.
Kalıplanmış insan, içinde yetiştiği ortamın özellikleri nedeniyle, kendine özgü yetenek ve olanakları geliştiremez. Başkalarının beklentilerini ifade eden "erkek çocuğu," "kız çocuğu," "esnaf," "rençber," gibi sosyal roller içine kalıplanır.