"Şu da bir gerçek ki Amerika'da sendikaya kayıtlı yaklaşık 11000 senaristten sadece bir çeyreği başka bir iş yapmadan yazdığıyla geçinmektedir. Lüks yaşayabilen senarist sayısı ise yüzü geçmez."
"Senaryo metninin tek sayfalık özetlerden, bugünkü şekline uygun bir hale gelmesi için tam olarak sesli sinemaya geçişi beklemek gerekecektir. 20'li yılların sonlarında senaryo metni, bol diyaloglu, teknik detaylara önem veren, içinde çeşitli kamera hareketlerini de barındıran bir şekilde kendini gösterir. Yönetmenin önem kazanmaya başladığı ve çekim senaryosunun ortaya çıktığı 60'lı yıllarda ise senaryo bugünkü şekliyle gerçek anlamına kavuşmuş, bir yandan dili teknik detaylardan arınırken, bir yandan da dekor, eylem ve karakter tasvirleri netleşmeye başlamıştır."
Billy Wilder: "Yazmak acı çekmektir. Çok alınteri gerektiren yıpratıcı bir çalışma... Ama iyi bir senaryo ve iyi oyunculara sahipseniz, film yönetmek gerçek bir zevktir. Senaryo yazmak birinin yatağını yapmaya benzer. Adam gelir, yatağına atlar, size de evinize geri dönmek düşer."
Francis Veber: "Bir oğlum var ve eğer elektronik mühendisliği ile senaristlik arasında seçim yapacak olsaydı ikincisini seçmesini önerirdim. Elektronikte işsizlik var, halbuki 'Bir zamanlar,' diye söze başlamasını bilen herkes her zaman iş bulacaktır."
"Senaryoda amaç; en çok bilgiyi en az sözcükle ve en kısa zamanda okuyana ulaştırmak olmalıdır. Önemli olan sözcüklerle görsellik arasındaki köprünün nasıl kurulduğudur."