Tarih bizden tamamen bağımsız, ölü bir kronolojiler yığını olmadığı gibi, bütünüyle keyfi değerlendirmelerimize ve ihtiyaçlarımıza şekillenen bu kalem de değildir. Hakikat, bu ikisinin arasında bir yerde bulunuyor.
Geçmişi ne karanlık ve soğuk bir çatışma ve yıkımlar tarihi olarak görmek, ne de romantize edip köksüz ve kimliksiz bir liberal ütopyanın aracı haline getirmek zorundayız