Beni etkileyen, olayları, konuları bağlarken ters köşe yapan ve şaşırtan romanlar oldu elbette.
Ancak Şeyh-ül Ekber İbnü’l Arabi’nin hayatını konu edinen ‘Küçük Bir Ölüm’ başka bir seviye olarak okuma çeteleme geçti. Öyle ki; kaleme alan ve büyük bir alimin hayatından izleri ustalıkla ören Muhammed Hasan Avlan’ın önsözü de bu şaşırtmaya dahil. Avlan önsözünde, romanı yazmak için dağ başında bir barakada inzivaya çekildiğini ilan ederek hem elinizdeki kitaba “beni hemen oku” dedirtiyor hem de Tasavvuf Felsefesinin öncüsü İbnü'l Arabi’ye olan saygısını sıra dışı bir kitap yazım yöntemiyle göstermiş oluyor.
İşbiliye’de (Sevilla), bir bebeğin anne karnından dünyaya düşme anını anlatırkenki etkileyici tasvirleriyle başlayan roman, yıkılmaya yüz tutan Endülüs’ün içler acısı hali ve yöneticilerin basiretsizliğini aktarırken okuruna dönem biyografisi de sunuyor.
İbnü’l Arabi’nin el yazması notlarının yer aldığı defterlerin, -emanetçilerinin elinde- nesilden ve şehirden şehre izinin sürüldüğü kitap; sufilerin yaşantısını, tasavvufi hayatın inceliklerini, Hakk'a yakın olmanın meşakkatli süreçlerini öğretircesine, okuruna; Endülüs’ten başlayarak binlerce kilometre yol kat ettiriyor ve Azerbaycan, Fas, Mısır, Hicaz, Suriye, Irak ile Türkiye’nin şehirlerini geçerek hem fiziksel hem de ruhsal bir keşif yolculuğuna çıkarıyor.
Dönemim İslam ülkeleri ve halifelerinin tutumları, yönetim krizleri, kuşatmalar, fetihler, Kudüs’ün Fethi’nin sevinci ve sonrasında yeniden teslim edilmesinin hüznü, Şam, Halep ve Bağdat’taki iç çekişmeler, İbn Rüşt gibi dönemin din alimlerinin görüşleri üzerinden çıkan tartışmalar, Selçuklu Devleti’nin olaylara Malatya ve Konya’dan bakışı… Bu kitapta yok yok. Muhammed Avlan, hüznün, acının, hayretin, gayretin, cesaretin, aşkın ve tahmin edilemeyecek hayal