Çok uzun zamandır okumak için beklettiğim bir kitaptı,Mücellâ.Ama Nazan Bekiroğlu'nun çok daha güzel kitaplarını okuduğum için Mücellâ'nın hayatını anlatan bu kitap beni o kadar da sarıp heyecanlandırmadı.
Mücellâ annesinin isteklerini kendi isteklerinden önde tutan eski zaman kadınlarının kuralları ve baskısıyla yetişen bir kadın.Bir ömrü annesinden dolayı yalnız geçirdi Mücellâ.Hep birilerinin hayatına tanıklık edip onların sevinçlerine sevinip,onların üzüntüleriyle üzüldü.Başkalarının çocuklarına abla,teyze,anne oldu.Ama hep hayatı bir kapalı kutu gibi,sanırım kimseye bir zararı olmadan yaşayıp gitti...
Bu kitaptan aslında bildiğim bir şeyi daha anladım;vaktinde yaşamadığınız şeyler zaman geçince bizden dahada çok uzaklaşıyor.Her anın kıymetini bilerek,kendi kararlarımızla yaşamamız lazım...
Unutmak affetmektendir.Aşkın olduğu yerde açılmaz affın kapıları.Oysa kalbim tanık sen beni affettin...
Ama sen yinede affetme beni ne olursun.Ne olur bana karşı da bir kırgınlığın olsun...
Ama sen beni anlama.Bu sayfaları neden yazdığımı şimdi bu mektubun sonuna yaklaştıkça anlıyorum.Suç varsa karşılığında ya adalet ya merhamet olmalı. Sen adaletle hükmet Suna.Suçla beni.Kına.Yargıla.Ayıpla.Ko,azapta kalayım. Ama anlama.Anlamanın sonu merhamet,onun da sonu affetmektir çünkü.Affetme beni...