Bir şeyi doğru yapmak, iyi olmak isteriz; buna karşılık, yaşamada öyle olur ki, insanın her kez yapmak zorunda olduğu şey ile yapmak zorunda olmadığı şey üzerindeki sanılar, birbirinden pek çok uzaklaşabilir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sextus Empiricus, belli bir toplumun değişik katlarında, okur-yazarlar ile okuyup yazması olmayanlarda, hak ile haksız üzerinde birbirinden büsbütün ayrı birtakım sanıların ağır bastığını söylemektedir. Ona göre, başka başka ulusların insanları arasında da, bu böyledir. Ondan önceki kuşkucular, bu yoldaki düşünceler için pekçok gereç toplamışlardır. Ahlâka ilişkin şeyler üzerinde genel bir anlaşma, iyi ile kötü üzerinde herzaman benimsenen, herkesin birleştiği bir temel, bir "consensus" yoktur. Bu kuşkucuların dediğine göre, yakından incelendikte, ahlâk alanında doğru ile doğru olmayan üzerinde hiçbir genel ve güvenilir ölçü bulunmamaktadır.
Şurası iyice anlaşılmalıdır ki, şimdi, hiç de şunu ortaya atmıyoruz: insanlık zamanla, tarihteki binyıllarla, sözgelimi, ahlâkça daha mı iyi olmuştur? İnsanlıkta zamanla iyilik artıp kötülük azalmış mıdır? Rousseau, yakınmasını, yüzyılından olan yakınmasını ortaya koyup içinde yaşadığı yüzyılı suçlayana dek, 18. yüzyıl buna inanmakta süregelmiştir. 19. yüzyılda da, bu soruda kötümser olan yalnız Schopenhauer değildi. Bugün bize gelince, tam da içinde bulunduğumuz yüzyılın birçok ağır deneyleri, insanlığın ahlâklılığındaki ilerlemeyle ilgili her bekleme ya da umuda. karşı bizi son derece kuşkucu kılmıştır.
İnsan, gerek tek insan olarak, gerekse toplum olarak, kendini, kendi yaşama biçimini, hep yeni baştan tasarlayıp ortaya atmak ve gerçekleştirmek zorundadır; bu, işte tam ahlâk için söylenebilir.