Heinz Heimsoeth

Heinz Heimsoeth

Yazar
8.6/10
40 Kişi
·
140
Okunma
·
8
Beğeni
·
233
Gösterim
Adı:
Heinz Heimsoeth
Unvan:
Alman Felsefe Tarihçisi
Doğum:
Köln, Almanya, 12 Ağustos 1886
Ölüm:
Köln, Almanya, 10 Eylül 1975
Heinz Heimsoeth Alman felsefe tarihçisidir. Heimsoeth öğrenimine Heidelberg'de 1905'te başladı. Berlin'e taşındı. Wilhelm Dilthey, Alois Riehl ve Ernst Cassirer ile çalıştı. Kant'a olan ilgisi nedeniyle 1907'de Marburg'a taşındı.
Üniversite derslerinde “felsefeyi değil, felsefe yapmayı öğrenmek; düşünceleri değil, düşünmeyi öğrenmek” öğretimin amacı olmalıdır.
Heinz Heimsoeth
Sayfa 11 - e-kitap yayınevi
Felsefe dünya karşısında alınan belli bir tavrın, derinleşen bir varlık bilincinin kavramlara ve düşüncelere bürünen düşünsel ilişkilerinin bir ifadesidir.
Heinz Heimsoeth
Sayfa 17 - e-kitap yayınevi
Var olan ve olup biten her şeyin, neden var olduğu, neden olup bittiğini açıklamaya yeten bir nedeni vardır; yani, nedensiz hiçbir şey olup bitemez ve varolamaz.
Heinz Heimsoeth
Sayfa 36 - e-kitap yayınevi
İnsan geçerliliğini gördüğü şeye erişmek için, başka insanlar ve inançlar hakkında deneyim sahibi olmalıdır.
Heinz Heimsoeth
Sayfa 85 - e-kitap yayınevi
Friedrich Nietzsche şöyle diyor:

"Ahlak sorunlarını görmek ve göstermek, işte bence, yeni ödev ve en önemli şey bu! Bunun, şimdiye dek süregelen ahlak felsefesinde gerçekleştirilmiş olduğunu yadsıyorum.''
Kant derki: Evrendeki bir yapının çökmesine, "doğanın bir kaybı gözü ile bakıp üzülmemeliyiz çünkü doğa zenginliğini bir tür savurganlıkla göstermek ister."
Bizim düşünmemiz ve tasavvurlarımız, kavramlarımız, ideal objeleri doğru veya yanlış kavrayabilirler; fakat bundan ideal objelerin varlığı bir zarar görmez, yani onlar ne iseler odurlar ve öyle de kalırlar.
Heinz Heimsoeth
Sayfa 99 - e-kitap yayınevi
Nietzsche'nin etkisiyle, Andre Gide: "L'immoraliste" (Ahlaksız) adlı kitabını ve bu kitaptaki esas kahramanı tasarlayıp ortaya koymuştur; nitekim, öbür yapıtlarında Gide, ahlaktaki buyruk ve yasaklardan ötürü herkesin övdüğü ya da aşağıladığı şeylerin arasındaki karşıtlıktan hiç de etkilenmez görünen birtakım insanlar sahneye çıkarmıştır.''
87 syf.
Birleştirilmiş konferanstan derlenen muazzam eser. ilk konferansta ahlakın, bilinç, faydacı düşünce, dil, çevre, kültür gibi doğrudan etkiler aracılığıyla nasıl oluştuğunu, ikinci konferansta Nietzsche ve Mandeville ekseninde ahlak karşıtlarının görüşlerini, üçüncü konferansta septikler ve bilimciler açısından ahlakın değerlendirilmesini, dördüncü bölümde çok ve tek tanrılı dinlerin, ahlak bazlı felsefi hareketlerin tutumlarını ele alarak yasaklayıcı sistematiği tartışmakta ve beşinci konferansta ise insanın faydacılığı, ahlak üretimi, şehirleşmeyle birlikte iyiden iyiye vuku bulan birlikte yaşam faktörünün doğurduğu kalıtsal sorunlar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Birikim noktasında oldukça değerli bir eser. çünkü taraflı bir dili yok. bu tarz kitapları çok seviyorum. fikrine dokunmadan neyin en olduğu neyi anlatmak istediği aktarılıyor sadece. bu yüzden tavsiye edebilirim ilgilisine bu eseri.

İnsanın bugüne kadar en büyük derdi olan ahlak olgusunun tam olarak ne olduğu; insan, ahlak deyince ne anladığı, aslında ahlakın ne olduğu üzerine zihin cimnastiği yaptırıyor.
184 syf.
Bu eserde Alman Aydınlanmasının önde gelen isimlerinden Katı Rasyonalizmin etkisinde kalan ve ayrıca David Hume'un etkisiyle felsefesine başlayan I.Kantın çığır açmış, Felsefede büyük etkisinin ele alınması anlatılıyor.Dogmatik uykusundan uyandıran kişinin ise Empirizmin önemli temsilcilerinden David Hume olduğunu belirtmiştir.
Onun 3 büyük eseri olan Saf Aklın Eleştirisi, Pratik Aklın Eleştirisi, Yargı Gücünün Eleştirisi.
Saf Aklın Eleştirisinde I.Kant Bilginin Sınırlarını ele almıştır.Apriori, analitik, sintetik aprioriden bahsetmiş, sintetik aprioriyi 3'e ayırmış; matematik, fizik, metafizik olarak..
Pratik Aklın Eleştirisinde ise Etik, Ahlak konuları ön plana çıkarılmış ahlak ve etiğin pratik akılla ortaya konulabileceğinden bahsedilmiştir.
Yargı Gücünün Eleştirisinde ise Kant teleoloji, estetik konularını ele almıştır.Kant 1770'e kadar Tanrının kanıtlanabileceğini söylemiş.Ardından Tanrının kanıtlanamayacağını ancak inkar edilemeyeceğini dile getirmiştir.
"İnanca Yer Açmak İçin Bilgiyi Sınırlandırdım."
184 syf.
·7 günde·8/10
Kendisinden sonra gelen neredeyse tüm filozoflarda büyük bir etki bırakmış olan ve anlaşılması biraz güç metinler ele alan Immanuel Kant'ı böylesine anlaşılır bir şekilde anlatmak sanırım her yiğidin harcı değil. Kant üzerine bu eserden önce yaptığım okumalar, felsefe tarihi kitaplarındaki kendi üzerine yazılan kısa analizler dışında neredeyse yoktu. Ama bir yandan bu harika eseri okurken eş zamanlı olarak birçok makale okudum. Kant'ın ne düşündüğünü, ne yapmak istediğini anlamaya çalıştım. Ve inanılmaz bir yol kat ettiğimi düşünüyorum. Yavaş yavaş sindire sindire okunduğunda çok büyük bir etkisi olacağı kanaatindeyim.
184 syf.
·3 günde·8/10
Kant'ı anlamak için keşke "Salt Aklın Eleştirisi"nden önce bu kitabı okusaymışım dedim. Bu kitapta Kant'ın yıllarca aklını kurcalayan ve üzerinde durduğu metafizik konusu işlenmiş. Geleneksel metafiziği eleştirip, rasyonalistlerin geleneksel metafizik yaptıklarını söyleyerek bu metafiziğe aynı zamanda "Dogmatik metafizik" adını vermiş ve Transendental(aşkınsal) metafiziği öne sürmesi açısından Alman idealizminin en önemli temsilcilerinden olmuştur. Aklı kategorilere ayırmış, inanç konusunda tanrısal inançtan farklı bir inanç fikrini savunmuştur. Kant, ortaya attığı üç kritik bağlamında Heinz Heimsoeth tarafından oldukça yalın ve anlaşılır biçimde incelenmiştir.
112 syf.
·Beğendi·9/10
Yazar Kant’ı dünyaya tanıtan ve filozof üzerine yazılan en önemli incelemelerden birinin sahibi. Bu inceleme türkçede de mevcut. Aynı zamanda bir dönem türkiyede Felsefeye Giriş dersleri de vermiş. Bu kitap o derslerin çevirisi. Bu ve benzer isimli kitaplar, Felsefeye Giriş, ABC si gibi, okumaya yeni başlamıyorsanız aslında size pek bir şey katan kitaplar değil. En azından eskiden öyle düşünürdüm. Kant incelemesini tekrar okumayı düşünürken hemen yanında bu kitabı gördüm. İki kitabı beraber almışım zamanında, haberim yoktu görene kadar. Alıp karıştırmaya başladım, başlıkların muadili kitaplara göre biraz farklı olduğunu görünce okuma isteği oluştu, kısa da bir kitap olunca ne kaybederim diye okumaya başladım. Kitabın beni ters köşe ettiğini itiraf etmem gerek. Derslerin çevirisi olduğu için gayet okunaklı ve interaktif bir anlatıma sahip kitap. Derse katılanlara felsefenin temelinde yer alan disiplin ve kavramlarla ilgili gerçekten de anahtar bilgiler vermeye çalışıyor. Felsefenin nasıl yapıldığını, hangi soruların temel teşkil ettiğini, düşünce sistemlerinin nasıl farklılaştığını tarihsel bir üslupla anlatıyor. Felsefe metinlerine aşina olanlara bile bir şeyler katabilecek, benim de ara ara okumayı düşündüğü güzel bir rastlantı-kitap.

İyi okumalar!
112 syf.
·6 günde·5/10
Felsefeye başlangıç için gerçekten ideal bir kitap ama çok beğendiğim söylenemez. Okurken fazla sıkıldım. Kitabın başlarından beri ontoloji ontoloji diyip durması ve sonlara doğru açıklaması bence mantıksızdı. Ne bu ontoloji diye düşünüp durdum çünkü. Kitabın sonuyla kitabın genel bahsettiği şeyler arasında da bağlantı kuramadım. Kitap boyu ahlak, güzellik tarzı şeylerden bahsetmedi -veya ben kaçırdım- ama kitabın sonu bunlarla bitti.

Oldukça temelden alması, bazı soruların üzerinde durmak için erken olduğunu söylese de kafamızda soru işareti bırakması güzeldi.
184 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
1950-1952 yıllarında dört sömestre İstanbul Üniversitesinde dersler vermiş,Heinz-Heimsoeth seminerler yapmıştır. İkinci baskısı sunulan bu kitap çok zor anlaşılan kendi üslubu içinde Felsefesine yeni terimler ekleyen Kant'ı yabancı diliniz yok ise Türkçe'de en iyi anlamanın yolu bu kitapta diyebilirim.
184 syf.
·2 günde·9/10
Heinz Heimsoeth bir felsefe tarihçisi, bu kitap onun ders notlarından oluşturulmuş. Kant'ın fikirlerini 6 farklı çerçevede incelemiş. Bunlar gençlik eserleri, 1760-1770 yılları arasındaki düşünceleri, salt aklın kritiği, pratik aklın kritiği, yargıgücünün kritiği ve Kant'ın din ve tarih felsefesi olarak ayrılmış. Kant'ı her ne kadar sade bir dile döküp felsefenin yoğun terminolojisinden az da olsa arındırmayı başarsa da daha önce felsefeyle çok fazla ilişkisi olmamış bir insana önerebileceğim bir kitap değil. Her ne kadar sadeleştirilmiş olarak bahsetsem de okuması yine de zor olabilir.Kant her ne kadar Hume için "beni dogmatik uykumdan uyandırdı" demiş olsa da görüşleri ondan ayrılır. Hume'un aksine metafiziğin yadsınamayacağını ileri sürer. İnsan aklının ve bilgisinin sınırlarını, etiği, estetiği, din ve tarihi incelemiş olan Kant'ın çok güzel anlatıldığı bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Heinz Heimsoeth
Unvan:
Alman Felsefe Tarihçisi
Doğum:
Köln, Almanya, 12 Ağustos 1886
Ölüm:
Köln, Almanya, 10 Eylül 1975
Heinz Heimsoeth Alman felsefe tarihçisidir. Heimsoeth öğrenimine Heidelberg'de 1905'te başladı. Berlin'e taşındı. Wilhelm Dilthey, Alois Riehl ve Ernst Cassirer ile çalıştı. Kant'a olan ilgisi nedeniyle 1907'de Marburg'a taşındı.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 140 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 115 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.