İkinci Mahmud'un fesinden Atatürk'ün şapkasına kadar bir iki deği- şiklik daha olmuştur. Sultan Hamid, 1903'te, süvari ve topçu askerlerine kalpak giydirdiği sırada, ulema ve softalar “fesin din ve iman alameti olduğunu" ileri sürerek buna da itiraz etmişler
Mustafa Kemal bir tatlısu Türk'ü değil, hür fikirli bir Türk devrimcisi idi. Fes ve şapka demek, medeniyet demek olmadığını pek iyi bildiğine şüphe yoktu. Fakat başlık değiştirmenin din ve iman değiştirme olduğu gibi batıl inanışlara saplanan ve mıhlanan bir kafaya, hiçbir ileri tefekkür ışığı vurmayacağını da bilirdi. Asıl mesele kafanın içindeki batıl inanışları söküp atmakta idi. Bu başlık değil, baş davası idi.