hani hasat edildikten sonra hafif anızlar yakılır ya,
hani çalılar yanarcalarla sık sık yanar ya, bir yolcunun tesadüfen
ya çok fazla yaklaştırdığı ya da zaten gün ışığında bıraktığı,
işte öyle yanıp tutuşur tanrı, işte öyle yanar bütün yüreğiyle
ve umutsuz aşkını, umut ederek besler.
biri umuttan alır hızını, öbürü korkudan.
Yine de aşkın kanatlarıyla teşvik edilen, takip eder
daha tez, hem durup dinlenmesine izin vermez
hem kaçanı arkasından
tehdit eder, nefesini hisseder boynuna yayılan saçlarında.