Müslüm Özgül

Bir İnsanlık Soykırımının Düşündürdükleri
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2021 02:03
Kitapta, Nazilerin toplama kamplarında 12 yaşındaki kahraman bir kızın yaşadığı korkunç olaylar anlatılıyor. Olayın kahramanı Dita Krause'un gerçek yaşamından esinlenilerek yazılmış güzel ama çok trajik bir roman. İnsan bazı yerlerde nefes almakta zorlanıyor bazı yerlerde yutkunamıyor bile. Bu kadar acıyı, dramı, dehşeti yaşatmak nasıl bir ruh halinin eseri anlamak mümkün değil. İnsanın aklının alamayacağı kadar kötülük bu Nazi ölüm kamplarında yaşanıyor. Spoiler vermemek adına içerikle ilgili bir şey yazmayacağım. Ama içeriği ilginç kıldığı için sadece şunu söyleyeyim. Auschwitz'deki aile kampındaki çocukların kitap okuyabilmeleri için yaşamını korkunç bir tehlikeye atan 12 yaşındaki cesur Dita'nın kütüphaneciliğini ele alıyor. Nazilerin tüm kitapları yasakladıkları ve yakaladıklarını da hemen infaz ettikleri bir ortamda sekiz adet kitaba gözü gibi bakan bir kütüphaneci. Onları okşayan, tamir eden, kağıt kokularını parfüm gibi içine çeken kitap delisi bir kız. Dünya tarihi insanlık dışı olaylarla dolu gerçekten. Nazilerin soykırımına uğrayan Yahudilerin, bugün bir benzerini Filistinlilere yapmaları da tarihten hiç ders alınmadığını gösteren acı bir tecrübe.
Tarih
Auschwitz KütüphanecisiAntonio González Iturbe · Pegasus Yayınları · 20232,904 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Müslüm Özgül

, bir kitap okudu
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
6 günde okudu
·
2021 1. kitabı
Antonio González Iturbe
8.6/10 · 2.904 okunma
Öğlen bir tabak çorba içtikleri günler oluyordu, ama onun dışında kahvaltı veya akşam yemeği yoktu. Nadiren öğle yemeği ile akşam yemeğinin aynı gün verildiği oluyordu ama diğer günler tek lokma verilmiyordu. Açlık, bir işkenceye zihni donduran ve düşünmeyi engelleyen bir duvara dönüşmüştü. Tek yaptıkları acı içinde bir sonraki yemeği beklemekti. Saatler boyu boş durmak ile açlığın yarattığı ızdırap birleşince akıl sağlığı buğulanıyor, her şey silikleşiyordu.
"Gidenler artık acı çekmezler". Geride kalanlara ne kadar acının miras kaldığını kimse bilemezdi.
Doğruyu söylemenin insanı özgür kıldığını düşündü. Doğruyu söylemek çok saygın ve cesaret isteyen bir davranıştı. Ama aynı zamanda doğru, bazen dokunduğu her şeyi küle çevirirdi.