HAYATIN ERKEN BİR DÖNEMİNDE BİRBİRİNDEN AYRILMIŞ BİLİNÇSİZ BİR KİTLENİN İLERLEYEN YILLARDA AYNI UĞURDA BİR ARAYA GELMELERİ PEK DE OLASI DEĞİLDİR
Öğretmenlikten emekli olduktan kısa bir süre sonra
İnsan sorabilir, nasıl oldu da Agathokles ve benzerleri, sayısız ihanet ve zulümden sonra yurtlarında güven içinde uzun zaman yaşaya bildiler, dış düşmanlarına karşı kendilerini savunabildiler ye
DON KİŞOT'ÇA TAVIR
Cervantes'in Don Kişot'u tebessümle anılan komik, eğlendirici bir tip olarak algılanır. Lüzumsuz atılganlıkların, enine boyuna düşünülmemiş sanılan kararların
BAZI GENELLEMELER
Halen beş milyara yakın insanın yaşadığı yeryüzünde, başka hiçbir ek faaliyete gerek duyulmaksızın mevcut nufusun on mislini besleyebilecek seviyede bir üretim yapıldığı halde,
Tabii, tabii tabii tabii tabii tabii tabii. Ben varım, Selim var sonra Turgut, Metin de var, Süleyman Kargı, Hikmet, aa, Hikmet de var Hikmet de var. Var var, meyhanedeyiz, meyhanede. içiyoruz. Dört büyük roman, üstüne iki şişe şiir içmişiz nasılız biliyor musun? Ben, ben Romanlarda Yaşayanlar diye bir romanım var romanım, onu anlatıyorum. Süleyman Kargı büyük bir ciddiyetle beni dinliyor, Selim Selim, her zamanki gibi benimle alay ediyor, alaycı. Hikmet, Hikmet Bilge'yi düşünüyor. Metin, Metin içmeye devam ediyor. Biraz daha patlıcan salatası söylüyor. Sonra Coşkun geliyor, "Ey Zavallı Milletim!" diye onun meşhur bir tiradı var ya, onu söylüyor. Ben, ben ben diyorum ben öldüm. Ben öldü? öldüm öldüm. öldüm diyorum ama yaşamaya devam ediyorum. Kimseye dinletemiyorum, kimse beni dinlemiyor. Dinletemiyorum kimseye, dinlemiyorlar beni. Dinlemiyorlar beni beni, beni dinlemiyorlar, Beni dinlemiyorlar...
Oğuz Atay