Ebu Ubeyde

Ebu Ubeyde
@Muhammed_Deyf
Filistin de soykırım var..... Müslümanlar soykırımdan geçiriliyor. Dünya üç maymuna oynuyor... Terör şebekesi İsrail, bebekleri katlediyor.... Bebek katili İsrail, hayvanları bile katlediyor
Bize kim olduğumuzu soruyorlar…
" Bize kim olduğumuzu soruyorlar… Biz, imanla yoğrulmuş bir neslin çocuklarıyız; Uhud’un sarsılmaz direnişi, Bedir’in kararlı zaferi, Selahaddin’in adalet ve cesaret ruhu bizim yol göstericimizdir. Geceleri tefekkür eden abidler, gündüzleri hak ve hakikat uğruna cihad eden mücahidleriz. Biz, sarsılmaz imanla hüküm süren aslanlarız; ateşin altındaki közler gibi, yüreğimizdeki nurla parlarız. Her yerde zulmün kalelerine volkan gibi lavlar gibi çarpan bir inançla. Kalbimizde taşıdığımız iman, zulmün bütün temellerini ezip geçer, hak ve adaletin sancaklarını göklere diken mücahidleriz..."
Reklam
DÜNÜ VE BUGÜNÜYLE 17 OCAK SÜRECİ -2
Kemalist Rejimin Kurulmasıyla İslami Değerlere karşı saldırılar yoğunlaşmıştır İslam davasını toplumsal yaşantıdan ferdi yaşama indirgeyen ve İslam'a açıktan düşmanlık yapan sistemlerin biri de şüphesiz ki Kemalist rejimdir. Kemalist rejimin islam'a olan düşmanlık ve tahribatlarına geçmeden önce bir iki noktaya değinmekte fayda vardır. Bilindiği gibi Kemalist rejim Osmanlı külleri üzerine kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğunda yöneticilerin İslami yaşantısından bahsetmek mümkün olmasa da toplumda İslami anlayış ve kurallar hâkimdi. Bu durum, imparatorluğun son iki asrına kadar devam etmiş ama gerileme ve yıkılış dönemiyle birlikte küfür ve şirke bulaşmış batı devletlerinin bilinçli çalışmalarıyla sadece yönetim kademelerinde değil toplum içinde de yozlaşma artmıştır. İslami değerler tahrif edilmeye, İslami yaşantı yozlaşmaya başlamıştır. İslami değerlerin yozlaştırılması ve toplumun gayri İslami yaşantıya özendirilmesi, çöküş ve dağılma sürecini hızlandırmıştır. İdarecilerin ferdi vasıf ve amelleri bir yana, İslam adına hareket etmeleri, devlet eliyle İslam şeriatının genel anlamda uygulanması ve toplumun İslami değerlerine müdahale edilmemesi, Osmanlıyı asırlarca ayakta tutmuştur. İslami değerlerin tahrif edilmeye başlanması ve devlet idaresinde zaafiyetlerin üst seviyeye çıkması sonucu, imparatorluktan ayrılmalar başlamış ve Osmanlı kurtlar sofrasındaki hasta konumunda paylaşılmayı beklemiştir. savaşta sürekli İslami argümanlar kullanılmış ve İslam davasının birleştiriciliğinden sonuna kadar istifade edilmiştir. Kemalist rejimin temelini atan Atatürk ve arkadaşları toplumun İslami hassasiyetlerini kullanmadan başaralı olamayacaklarını çok iyi biliyorlardı. Bu nedenle Kürd ve Türk toplumunda saygınlığı olan İslami şahsiyetleri ön plana çıkarmak ve onları tazim
Alıntı
DÜNÜ VE BUGÜNÜYLE 17 OCAK SÜRECİ -1
17 Ocak 2000’de İstanbul Beykoz da yapılan operasyonda Hizbullah cemaatinin kurucu rehberi Hüseyin Velioğlu’nun şehid edilmesiyle birlikte Kemalist rejim, yıllardır Hizbullah’a karşı verdiği gizli ve kirli savaşı resmileştirmiş ve İslam’a olan düşmanlığını tüm yönleriyle ortaya koyarak zulüm ve kan üzerine kurulduğunu açıkça ortaya koymuştur. Rejim güçleri 17 Ocak süreciyle birlikte kanun ve hukuk tanımadan Hizbullah’tan hareketle İslami değerleri yok etmek için tüm güçleriyle ve her türlü çirkefliği sergileyerek binlerce Müslümanı gözaltından ve işkenceden geçirmiş ve bir o kadarını da yıllarca zindanlarda tutmuştur. Yargısız infazların yapıldığı, insanların kendisini savunmasının dahi mümkün olmadığı ve müminlerin aylarca gözaltında tutulduğu bir dönemde kamuoyu yanıltılmış, öyle ki İslami bilinen çevreler dahi Kemalist rejimin psikolojik savaş taktiklerine kanmış ve yapılan zulümlere şaşkın bir şekilde alet olarak göz yummuştur. Rejim güçlerini bu derece pervasızlaştıracak ortamın oluşmasının nedenlerini, Rehber Hüseyin Velioğlu’nun şehid edilmesiyle alenileşen ve yoğunlaşan zulüm ve iftira kampanyalarını ve o süreci her yönleriyle ortaya çıkarmak gerekir ki Kemalist rejimin çirkin yüzü görünmekle birlikte, istediği zaman istediği şekilde toplumu kandırmasın, yeniden benzer zulümlere imza atmasınlar. Operasyon sürecine ve yaşananlara geçmeden önce tarih boyunca tevhid mücadelesi, müminlerin yükümlülükleri, Kemalist rejimin kuruluşundan bugüne kadar İslam’a ve Müslümanlara olan düşmanlığı, İslami hareketlerin ve Müslüman kitlelerin buna karşı duruşları ve Hizbullah cemaatinin ortaya çıkış sürecini ele almamız gerekir ki konu bütünlüğü sağlanabilsin ve 17 Ocak süreciyle yaşanan zulüm net olarak ortaya konabilsin. Tevhid Mücadelesi İlk İnsanla Başlamış ve
Türkiye'de ki Hizbullah cemaatinin bilinmeyen yönleri
“Hüseyin Velioğlu, Türkiye’deki İslami hareketin oluşum ve yönelim sürecinde derin izler bırakmış; düşünsel derinliği ve teşkilatçı kimliğiyle belirli bir dönemin seyrine damgasını vurmuş mühim bir şahsiyettir. Özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde, hem laik–Kemalist devlet politikaları ve katliamları hem de PKK’nin ideolojik ve fiilî baskılarıyla İslamî hayatın hedef alındığı bir dönemde, Hizbullah cemaati bu sürece karşı bir direniş hattı oluşturmuştur. Bu mücadele sürecinde cemaat, yüzlerce mensubunu şehid vermiş ve ağır bedeller ödemiştir. Hareketin temel amacı ise, insanı insana kul olmaktan kurtararak yalnızca Allah’a kul olma bilincini hâkim kılmak olmuştur.”
Hizbullah
Hizbullah cemaatinin kurulmasındaki temel felsefe; iyiliği emretmek, kötülükten menetmek, Kemalist rejimin İslam’a olan düşmanlığına karşı mücadele etmek ve toplumu İslami değerlerine kavuşturmak olarak ifade edilebilir. Elbette hareketin genel anlamda birçok hedefi vardır.
Hayata Dair
Reklam