Ölülere acıyoruz, sanki ölümü hissediyormuşlar gibi. Oysa onlar huzur içindeler, ama hayatımızın anlamını kaybetmesi, kalbimize sen artık geriye hiçbir şey bırakmadın ne bir çiçek diktin ne bir kulübe yaptın demektir! Yok olmak zorundasın demesi var ya! İşte bu, eşsiz bir acı, bütün mahvoluşun sonu gelmez bir duygusu! Ah! Ruh daima özlem dolu olabiliyor, bu kadar cesaretsiz olsa da!
Kalbimizden, planlarımızdan söz ederiz, sanki kendimizinmişler gibi. Ama aslında bizi oradan oraya fırlatan ve istediği gibi mezara koyan, ne zaman gelip nereye gittiğini hiç bilmediğimiz yabacı bir güçtür bu.
İçimizde enfes bir hoşlanma hissi var ;ruhumuz kendi malzemesiyle güçlenince, kendisinin farkına varıp sadakatle bağlanınca ve yavaş yavaş silahlanabilince.