"Devrimci bir şair,Eluard, coştukça coşmuş: Yeniden başlıyorum yaşamağa , beni dirilten sensin. Seni tanımak seni terennüm etmek için doğdum: Hürriyet."
"Hatem bin Tai'nin yaşayışını hatırlayınız. Sahabeler ,iştirakiyenin ilk uygulayıcıları. İslam, feragattir, tevazudur, adalettir. İştirakiye ebediyen yaşayacak, yaşayacak çünkü insanın en asil duygularına hitap ediyor. Yaşayacak çünkü ilhamını Kur'andan alıyor. O Kur'an ki güçlüye ve mücahide zayıfın hakkını korumayı emreder. Cihada katılmayanlar bile ganimetten pay alır "
"Demek ki ,Bediüzzaman için inkılâpçılık bir nevi havarilikti. Tekrar edelim: Üstadın inkılaptan anladığı İslâmî esasların ihyasıdır. Bu esaslar da terbiye ile ,irşatla amme vicdanına nakşedilebilir. Ne var ki, inkılâbı yapanlar, İslâmiyeti diriltmek değil, "İslâmiyete rağmen laik ve Avrupai" bir devlet kurmak istiyorlardı. İnkılâbın ihtilalci muhtevasını değiştirmek,ona kimsenin kabul etmeyeceği yepyeni bir mana yüklemek hiçbir belagatın başaramayacağı bir teşebbüs idi. Hele Adalet Bakanı'nın genç hukukçulara ,"Ellerinizdeki inkılâp oklarını,irticaın(yani İslam'ın) kalbine saplayınız" diye seslendiği bir dönemde.
"Tahtla mihrap birlikte sarsılır... Eskiyle yeni bir arada yaşayamazdı der Saint Simon: Eskinin amacı fetihti, yeninin üretim. Birinin bayrağı nas(dogma) idi,ötekinin akıl. İster istemez çatışacaklardı"