Uyuyamıyorum, çünkü geceyi gündüzden çok seviyorum ve zamanın kayıp gitmesinin paniğini, israf edilmemesi gereğini en çok gecede duyuyorum. Her taraf sessiz. Sessizlik ve yalnızlık, bilerek veya bilmeyerek arayışların çığlıklarıyla ürperen bir boşluktur.
Geceyi dinliyor musun?
Ayağının altındaki halı çekilince yere yuvarlanan adam gibi, karmakarışık duygular içindeyim. Bu yüzden de yüreğim alev alev yeni insanların özlemiyle yanar, kendimi dünyaya meydan okuyacak kadar güçlü hissederken, adeta bir kibrit çöpünü kaldıracak kadar olsun güç sahibi değilim.
Biz kendi söylediklerimizi seven değil, söylediklerinde kendimizi bulduranları sevdik. Bize hiçliğimizi anlatsa da. Biz kendimizden memnun değiliz ve oturduğu kümesi saray diye yutturanları da sevmeyiz. Bizim bağlılığımızın da, tenkidimizin de özü, pazarlıksız samimiyettir.