Köpek psikolojisinden bahsedip köpeklere iyi, yufka yürekli görünme çabası içinde olan; fakat aslında kendisinin iyi biri olmadığını düşünen, sert bir insan olduğunu kabul eden bir karakter anlatılmaktadır. Köpeklerin yanından geçerken gerçek duygularını bastırıp daha iyi ve sevecen davranmaya çalışması, içten içe bunun yapmacık ve adice bir tutum olduğunu fark etmesi ve kendinden nefret edecek kadar sarsılması dikkat çekicidir.
“Isırılmamak pahasına iki yüzlü davranmak” şeklinde ifade edilen bu psikoloji, yazar tarafından çarpıcı bir biçimde ele alınmıştır. Üstelik bu anlatının kurmaca değil, yazarın kendi yaşadıklarına dayandığı düşünüldüğünde, ortaya çıkan tablo daha da rahatsız edici bir hâl almaktadır. Köpekleri sevmediği hâlde sırf korunmak amacıyla bir köpek beslemesi, onu yalnızca kendisini savunsun diye yanında tutması ve sonunda onu öldürmeye kadar varan bir noktaya gelmesi, yazarın kendi hayatında sergilediği davranışların ne kadar problemli ve ahlaki açıdan sorgulanması gereken bir durum olduğunu göstermektedir.
Bu olaylar üzerinden kötülüğün daha görünür hâle getirilmesi, okurda güçlü bir yargı oluşturmakta ve metni okuyan kişinin zihninde yazarın tutumlarına dair olumsuz bir kanaatin oluşmasına neden olmaktadır.