Tık... Kapandı telefon. Bu da aynı, diye geçirdim içimden. Bir gün dediklerimi değil, demek istediklerimi anlayacak bir erkek çıkmayacak mı karşıma! Hava
kötü dediğimde sadece havadan söz etmediğimi anlamak bu kadar zor mu? İlle
de, ben bu hayattan bıktım, türünde sözler mi etmeliyim? İşim çok dediğimde,
bana sahip çıkacak bir erkeğe ihtiyaç duyduğumu anlayacak biri... Yanımda
olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl
anlamaz? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır!
Olmayacak duaya âmin deme duygusunu yaşıyorum sürekli.
Schopenhauer’in dediği gibi: Doğa onları türün devam etmesi için kandırmaya uğraşıyor. Aşk denilen şey, çocuk yapmakla sonuçlanması gereken bir kandırmaca mı gerçekten?