Wayne W.Dyer’ın tarzını ve meditasyonlarını zaten çok seviyorum.
Kitap; hayır demeyi, sınır koymayı ve gerekirse beklentilere ters düşmeyi bir erdem olarak ele alan bireysel bir anarşizm tavrı ortaya koyuyor.
Bu, kaotik ya da yıkıcı bir anarşizm gibi değil.
İnsanın kendi iç dünyasında itaat zincirini kırmasını öneren, sakin ama net bir özgürlük manifestosu gibi.
Herkesi anlamak zorunda olmamayı, başkalarının kalıplarına göre sözde “iyi insan” olmak uğruna akla, mantığa ve iç huzura ters davranmamayı bilinçli bir duruş olarak benimsetiyor.
Sen haklısın Wayne Dyer
Jean-Paul Sartre’nin röportajlarından oluşan bu kısa kitap, dönemin siyasi atmosferini anlatırken siyasi bi bakış açısı kazanımı kattı bana.
Sartre, o dönemin Fransa’sını ele alırken tam bir aydın gibi davranmış.
Kitabın beni en çok etkileyen kısmı, son bölümlerdeki kişisel cevapları oldu. Özellikle “sabit bir kimliğinin olmaması” konusundaki düşüncesi ve buna şükretmesi çok etkiledi beni.
“Çok şükür ki değişiyor ve gelişiyoruz” dediği yerde ben de şükürler olsun dedim …
Sartre’ye göre yazılı bir anlamla gelmeyiz bu dünyaya; kim olduğumuzu, hangi yöne akacağımızı kendi seçimlerimizle çizeriz.%100 mimarı benim yani..
Özgürlüğün, romantik algısından çok daha fazlası olduğunu düşündürdü.
Benim için bambaşka bir bakış açısı üzerine düşünmem gerek..
Sindire sindire okumaya çalıştığım bir kitap oldu.
Dilinin ağırlığından kaynaklı değil, mesajlara tam ulaşabilmek için.
Okurken bazı bölümlerde durup düşündüm; bazı cümleler uzun süre zihnimde yankılandı.
Bence bu kitabın gücü, hazır cevaplar vermemesinde.Kendi iç sesinle baş başa kalıyorsun.
Bir de Hallacı Mansur ve Gary Zukav’ın bin yıl arayla aynı teori de kesiştiğini farketmek bende kitabın etkisini daha da anlamlandırdı.
Muazzamdııı
Mtsenskli Lady Macbeth
Çok da tarzıma uygun bir kitap olmadı. Entrikalarla, komplolarla ilerleyen hikâyeler bana fazla ağır geliyor.Ben daha çok bir kadının içsel yolculuğunu, kendi uyanışını okumayı isterdim bu kitapta.
Kitap boyunca da hep böyle bir özgürleşme umuduyla ilerledim. Fakat Leskov ters köşe yaparak bize uyanış değil, tutkuların ve sıkışmışlığın altında ezilişi gösterdi. Bu açıdan, her ne kadar kişisel beklentilerime hitap etmese de düşündürücü, sert ama etkili bir klasik olduğunu söyleyebilirim.
Sergey iğrençtin kardeşim ya :/