Önceden bir şeydim. Şimdi başka bir şeyim. Önceden bir canavardım ve şimdi farklı bir canavarım. Ölecek olan ve acıyı hisseden biriyim, ama aynı zamanda yaşayacak, belki bir gün mutluluğu bulacak biri. Çünkü artık mutluluk mümkün benim için. Çünkü mutluluk acının diğer yüzünde.
Ve o an aşkın ne işe yaradığını anladım. Aşk hayatta kalmana yardım ediyordu. Anlam aramayı da unutturuyordu. Aramayı bırakıp hayatı yaşıyordun. Aşk önemsediğin kişinin elini tutmak ve şimdiki zamanda yaşamaktı.
Öpüşmek yemek yemeye çok benziyordu. Ama karnı doyurmak yerine iştahı daha da açıyordu. Üstelik bir kütlesi olmadığı halde leziz bir enerjiye dönüşüyordu içeride.
Aşk tek bir anda sonsuzu yaşamanın; kendini daha önce hiç görmediğin gibi görmenin, bu gördüğün şeyin önceki özalgılarından ve özyanılsamalarından çok daha anlamlı olduğunu anlamanın yoluydu.
İnsanların kendilerini gerçekleştirememelerinin sebebi zaman değil hayal gücü eksikliğiydi. İşlerini gören bir gün bulmuş ve o düzene sımsıkı yapışmışlardı; en azından pazartesiyle cumartesi arası aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorlardı. Bu düzen onlara iyi gelmese bile, ki çoğunlukla gelmiyordu, değiştirmeyi akıllarından geçirmiyorlardı. Sonra cumartesi ve pazar günleri azıcık değişik bir şey yapıp azıcık eğleniyorlardı.