İyi akşamlar 1K! Hayırlı Ramazanlar dilerim. Yazarımızın ikinci okuduğum kitabı oldu. İlk okuduğum kitabı, "Gece Yarısı Kütüphanesi" idi. Oldukça güzel bir kitaptı siz 1K severlere naçizane tavsiye ederim.
Kitabın Olay Örgüsü; "Andrew Martin" adlı matematik profesörünün "Riemann Hipotezi'ni bulup, kimse tarafından çözülemeyen Matematik sorusunu çözmesiyle başlar. Bu durum, kitapta adı geçen "Vonnadorya" diye tabir edilen gezegen sakinlerini harekete geçirir. Bu gezegenden bir uzaylı dünyaya gelip, matematik sorusunu çözen Andrew Martin'i öldürüp, insan suretinde kendini kopyalayarak karakterin yerine geçer.
Dünya ile ilgili hiçbir şey bilmeyen bir canlı için, bir o kadar da zor bir durum dünyada yaşamak. Düşünün, insan kılığında, bir uzaylı. Duyguyu, vicdanı, merhameti, sevgi eylemlerini birbirinde barındırmayan bir Uzaylı! Acımasız, duygusuz, gaddar bir uzaylı! Kulağa gerçekten hiç iç açıcı gelmiyor dediğinizi duyar gibiyim!
Yalnız Andrew Martin karakterinin kılığına giren uzaylı, insanların yemek kültürüne, dostluk ilişkilerine, birbirlerine karşı duygusal yaklaşımlarına, sevgi, saygı, rica sözcüklerine, hiç alışık olmadığından, insanların arasında kendine yer bulmakta çok zorlanır. İnsanların bu hal ve hareketlerini, davranışlarını yadırgar, insanları sürekli eleştirir, insanlarla dalga geçer. Ama bir yandan da düşüncesinde anlamlandırmaya da çalışır. Kendisiyle dünya gezegeninde sürekli çatışır.
Uzaylıya Vonnadorya Gezegeni yöneticilerinden bir görev verilmiştir. Riemann Hipotezini Andrew Martin karakterinin karısı da, oğlu da duymaması, öğrenmemesi gerekir. Uzaylının dünyaya gönderiliş amacı; hipotezin kuramının dünyaya yayılmasını önlemek.
Bakalım, Uzaylılar mı kazanacak, yoksa biz İnsanlar mı?
Uzaylı, dünyaya gönderiliş amacına ulaşabilecek mi?
Hipotez