Galiba Doğru
İnsanlar size kendilerini anlattıkları kişiler değil, size ne yaşatıyorlarsa işte o karakterdeki kişilerdir.

Bence Doğru
İnsanlar güzel gözlere sahip olmaya pek meraklıdır. Oysa bunun yerine, her şeye daha güzel bakabilmekle ilgilenmelidirler.

Toplumdaki çoğu insanla bizim gibilerin beklentileri farklı oluyor. Onlar akamadığı ortamlar, tanıyamadığı insanlar için yalnızlıktan şikayet ederken, biz nasıl daha fazla yalnız kalabiliriz diye düşünüyoruz. Belki de  birçoğunun hayalidir bir evde yalnız başına kalabilmek ve kimseye muhtaç olabilmeden kitaplar alabilmek.. Toplumun o ikiyüzlü, samimiyetsiz ve önyargılı iğrenç havasına kapılmaktansa, yalnız başına kalıp düşüncelerin dansına kendini bırakmak daha anlamlı bir şey olacaktır.

ÖMER KESKİN, bir alıntı ekledi.
26 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

Boş Vakitler
Bizim coğrafyamızda zamanın zayi edilmesi, kitapların az yazılmasını, yazılanların okunmamasını ve cehalete razı olunması neticesini getirdi. Neredeyse cahillikten dolayı üzülen insanlar yok gibi! Bedenler rahata doğru meylediyor. Ticaret piyasasındaki durum kitap dünyasından farklı sayılmaz. Az malla kanaat edip yetinme, kolayca kaçma, çabalamayı ve düşünmeyi gerektirmeyen işleri tercih edip, bunları da uykuyla geçirmeyi yeğlemek insanlardaki genel durum olmuş. Böyle olunca da düşünceler hastalaşmış, zamanı nasıl değerlendireceğini bilen gayretli ecnebilere yol açmıştır.

Zamanın Kıymeti, Abdulfettah Ebu Gudde (Sayfa 100 - Otto)Zamanın Kıymeti, Abdulfettah Ebu Gudde (Sayfa 100 - Otto)

Düşmanca eğilimlere dolaylı yolla doyum sağlama örneklerine çalışma yaşamında da rastlanır.
toplum içerisinde güç sahibi olmak isteği, içinde yaşadığımız kültürün doğal bir parçasıdır. ne var ki, bazı kişilerin güç kazanma çabalan diğer insanları güçsüz bırakma öğesini de taşır. böylesi kişiler güç kazandıkça, çevrelerindeki insanların kendilerinden daha güçsüz olduklarını görmekten ötürü gizli bir haz duyarlar. bazı insanlarda bu mekanizma saygınlık kazanma biçiminde işler ve kişi kazandığı saygınlığı başkalarını küçük görme duygusuyla birlikte yaşar. oysa, eğer bir insan diğerlerini küçümsüyorsa, aslında küçümsenmekten korkan ve kendisini küçük gören biridir. başkalarını güçsüz bırakmak için güç kazanma çabasında olan biri ise aslında başkalarına güçsüz görünmekten ya da güçsüz yönleriyle yüzleşmekten korktuğu için böyle bir mekanizma geliştirmiştir. amaç güç ya da saygınlık kazanmak değil, düşmanca duygulara boşalım sağlamaktır. dolayısıyla, kazandıklarının onlara sağladığı doyumu yaşayacakları yerde sürekli tedirgindirler; suçluluk ve değersizlik duygularından kurtulamaz, yakın ve sıcak ilişkiler kuramadıkları için giderek yalnız kalırlar. yalnızlıkları düşmanca amaçlarını daha da kamçılayacağından
giderek hızlanan bir kısır döngünün tutsağı olur, istediklerini elde ettikleri halde neden mutsuz olduklarını anlayamazlar.

bazı insanlar ise tam karşıtı bir mekanizma sonucu, güçsüzlükleriyle çevrelerinde egemenlik kurarlar. özellikle toplumumuzda «zavallı» ve «mağdur» kişilere karşı geliştirilen tutum bu durumu pekiştirir. diğer insanların duygularını sömürerek onlara dilediklerini yaptırabilen ve «edilgin-saldırgan» olarak nitelendirebileceğimiz bu kişiler geliştirdikleri senaryolarında öylesi ustadırlar ki, çoğu kez bizden neler alıp götürdüklerini fark edemeyiz bile.

İnsan Olmak, Engin Geçtanİnsan Olmak, Engin Geçtan
Vedat Geçit, bir alıntı ekledi.
8 saat önce

Namus üzerine en güzel övgüleri de, gençliğinde ahlaksız ve iğrenç bir yaşam sürmüş insanlar uydurmuştur.

Tan Kızıllığı, Friedrich Wilhelm NietzscheTan Kızıllığı, Friedrich Wilhelm Nietzsche