MüleykeY

MüleykeY
@Muleykeee
Biz, toplama kampında yaşamış olanlar, barakalar arasında gezerek diğerlerini teselli etmeye çalışan ve elindeki son ekmeği paylaşanları hatırlayabiliriz. Sayı olarak az olabilirler ama her şeyi elinden alınmış bir insandan alınamayacak bir şey olduğunun yeterli kanıtını oluştururlar: İnsan özgürlüğünün son kalıntısı olan, koşullar ne olursa olsun kendi yolunu seçme tutumunu. Her zaman bir seçim yaparız. Her gün, her saat bizi özvarlığımızdan, içsel özgürlüğümüzden soyutlamakla tehdit eden güçlere boyun eğmeye ya da eğmemeye yönelik bir tercih sunulur bize ve bu da özgürlük ve onurumuzdan vazgeçerek, tipik bir kamp sakinine dönüşüp koşulların oyuncağı olup olmayacağımızı belirler.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Reklam
Keman ağladı ve benim de bir parçam onunla ağladı çünkü o gün, birinin yirmi dördüncü doğum günüydü. O kişi, Auschwitz kampının başka bir yerinde, belki de birkaç yüz metre ötede ama tamamen erişilmez bir yerdeydi. O kişi benim karımdı.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Birkaç dakikalık sessizliğin ardından bir tutsak diğerine “Dünya ne kadar güzel olabiliyor!” dedi.
Sayfa 52·Kitabı okudu
“Beni kalbinde bir mühür gibi taşı, sevgi ölüm kadar güçlüdür.”
Sayfa 51·Kitabı okudu
Artık çok iyi öğrendiğim tek bir şey biliyordum: Sevgi fiziksel bir varlık olarak, sevilen kişiden çok daha öteye gidiyordu. En derin anlamını tinsel varlıkta, iç benlikte buluyordu. Onun gerçekten var olup olmadığı, yaşayıp yaşamadığı önemini bir ölçüde yitiriyordu.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Reklam