Mavi kelebekleri bilir misiniz?
Takvimler 1995’i gösterdiğinde Sırplar Bosna halkını emsali görülmemiş bir biçimde katleder. Soy kırmaktan çok daha öte bir katliamdır bu. İşkence, tecavüz ne varsa barındırır içinde. Ve öldürdükleri Bosnalıları toplu mezarlara gömmek üzere yine Bosnalı kamyonculara taşıtırlar. Onların sonu da farklı olmayacaktır, yine aynı mezar. Üstelik tüm bunlar dünyanın gözü önünde ve Birleşmiş Milletlerin güvenli ilan ettiği bir yerde gerçekleşir.
Kan donduracak kadar ustaca planlanmıştır her şey, toplu mezarlardaki kemikler bile karıştırılır daha sonra anlaşılmasın diye. Üzeri, bulunamasın diye benzersiz bir toprakla örtülür. Kul terazisi şaşsa da şaşmayacaktır Allah’ın terazisi, insan vücudu öyle bereketlidir ki Artemis çiçekleri çıkmaya başlar toprağın üzerinde. Ve akın akın o çiçekle beslenen Mavi kelebekler doluşur oraya, adeta burada dünyanın daha önce şahit olmadığı bir katliam yapıldı dercesine… Ve işe de yarar, bu sayede bulunur toplu mezarlar…
Mavi Kelebek ,
Başkahraman Mira da tıpkı bu kelebekler gibi ölümle iç içedir. Daha küçük yaşta ailesini kaybetmiş ve yetimhaneye düşmüştür. Ölümle kesişen yolu burada, daha çocuk yaşta farklı kötülüklerle kesişir, ta ki daha sonra babası bileceği, devlet için çalışan Arslan Bey onu buradan çekip çıkarana dek! Teşkilatın başıdır Arslan Yıldırım, Mira’yı da kendisi gibi bir adalet savaşçısı olarak yetiştirir. Bu iyi – kötü mücadelesi önünde durulamaz bir güçle karşılaşana kadar devam edecektir.
“Dünyadaki tek gerçek servetiniz, karakterinizdir.” (s. 7)
Alfred Adler karakteri, “İnsanın hayat kalıbına uygun olarak benimsediği, içinde bulunduğu durumda kendi ferdi bütünlüğünü ortaya koymasına yarayan yön çizgisi,” olarak tanımlar. Kimileri kendi çizgisine göre hareket ederken kimileri buradaki “yön”