B.Nur

B.Nur
@Munistalebe
1453 1071 Tarih&
O güne kadar 22 yıllık sürekli Halk Partisi hâkimiyeti boyunca, basın, bütün mafsal yerleri ayrı değneklerle idare edilen bir Karagöz, milletse gönlünden geçenleri dudağına çıkaramaz «egemen» vasıflı bir tutsak durumundayken, bu ânî kıpırdama ve aynaya bakacak kadar cesaret gösterme havasını, sade İnönü idaresine ve onun cana tak ettirici hallerine bağlamak yanlış olur. Bu millet canına tak edici daha nelere katlanmıştır ve bu defa da katlanmaması için bir sebep mevcut değildir. Meğer ki, sebep, dış rüzgârların getirdiği ve sınır içine düşürdüğü bir şey olsun... Öyle oldu.. Harbin sonunda Amerika’nın dikte ettiği, yani cebren ve kahren benimsemeye zorladığı hürriyet, demokrasi (cebren ve kahren zorladığı hürriyet tabirine dikkat) birdenbire (antibiyotik) vâri bir ilâç tesiri göstermeye başladı. Dâva Amerika’dan geldiğine göre, onu, herkesten önce, sabık Amerikan mandası fikrinin savunucusu bir dönmenin baştacı edeceği şüphesizdi. Fikir doğru olabilirdi; fakat yanlış elden ve «suret-i hak» hokkabazı bir «gayr-ı Türk»ün sırf yahudi, mason ve dönmeleri mes’ut etmek maksadiyle simsarlığı yolundan gelen bir «doğru»yu, en büyük yanlıştan daha yanlış bilmek lâzımdı.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
–Vicdanını fotoğrafçı vitrinlerine benzetme! Giden, inandığın adamsa gitti diye ona inancını kaybetme; gelen de inanmadığım ise geldi diye inanayım deme!
Ve kendimi fikir ve mücadele hayatına adamak üzere, hepsi 12 senelik bankacılık mesleğini bir tekmede atmış, İş Bankasından istifayı basmıştım. Derken hocalık, önce Ankara Devlet Konservatuarının yüksek kısımlarında ve sonra İstanbul’da Güzel San’atlar Akademisi Yüksek Mimarî bölümünde Garp Edebiyatı hocalığı; sırasiyle «Haber» ve «Son Telgraf» gazetelerinde fıkra muharrirliği ve 1943’de Büyük Doğu..
Kendime dönüş
ş Bankası müfettiş odalarından birinde, mükellef koltuğumda otururken âni bir dürtüşle ayağa kalkmış ve kendi kendime sormuştum: –Dolap beygiri gibi her gün aynı değersiz işi yapmaktan ve her ay başı cebine birkaç kuruş indirmekten ibaret sefil bir gayeye hizmet etmeğe ne gün paydos diyeceksin?
Her zerremle bağlı olduğum ibadet
O sırada Şükrü Saraçoğlu Genel Başkan Yardımcılığı odasında.. Beni rica ettiğini söylüyorlar.. Odasına girerken öğle ezanı okunmaktadır. Beni ikindi vaktine kadar yanında alıkoyuyor ve Halk Partisinin yaptığı bir nevi dolandırıcılık marifetine hiç yanaşmadan benimle din meselelerini konuşuyor. Her cevap verişimde de başını hayretle sallayarak «Nasıl olur; senin gibi bir adam nasıl müslüman olur?» gibilerden bir tavır alıyor. Nihayet ikindi ezanı okunurken ayağa kalkıp izin istiyorum. Beni kapıya kadar götürüp eli tokmakta ve gözlüğünün altındaki gözleri istihza ile pırıldamakta soruyor: –Namaz da kılar mısınız? –Elbette!.. Her zerremle bağlı olduğum ibadet. İstihzası apaçık bir şekil alıyor: –Af dilerim; size öğle namazınızı kaçırttım. Ben de şu cevabı veriyorum: –İstiğfar ederim, ağlarım, kaza ederim; umarım ki Allah affeder. Fakat sizinki gibi mühürlenmiş bir kalbi açmaya çalışmamdaki ecr her halde büyük olsa gerek..
Sayfa 28