Şizoid kişi genellikle kendisine ilişkin olumsuz iç düşüncelere sahiptir ve huzurlu bir kendini sevme durumunda değil, bir kişi olarak varoluşu konusunda onu yiyip bitiren bir kaygı durumu içindedir. Sık sık yüzeysel bir üstünlük tutumu gösterebilir, ama yalnızca aşağılık duygusuna karşı bir savunma olarak. Beninin istikrarına ilişkin korkuları, narsistik biçimde sürekli kendi kendisiyle meşgul oluşunu arttırır. Bunu belli etmemesinin nedeni de, neredeyse hiçbir duygu taşımadan yaşayabilmesidir.
Daha önce, fırsatı olsa tanıdığı iki erkekten hangisiyle evlenmek isteyeceğini düşünmüş ve "Hangisini seçersem seçeyim, o anda öbürünü seçmem gerektiğini hissediyorum," demişti.
Hiç evlenmemiş bir kadın yıllarca evlenme özlemi duymuş ve 40 yaşındayken ilk kez bir erkekle arkadaşlık kurmuştu. Bu kişi, genelde mükemmel bir insan olmakla birlikte, epeyce çekingen bir bakardı ve aşk konusunda fazla girişken değildi. Hasta, onun kendisini ne kadar önemsediğinden emin olmadığı sürece, sabırsızlıkla ve çoğu zaman öfkeyle ondan duygularını daha çok göstermesini istiyordu. Bunu da başardı, ama adamın kendisini gerçekten istediğini fark edince bir anda korkuya kapıldı, ilgisini yitirdi, onu eleştirdi ve oyaladı.
Şizoid kişi güvenilmez ve değişken olma eğilimindedir. Sahip olmadığı şeyleri ister ve sahip olduktan sonra ilgisini yitirip bunları kendinden uzaklaştırır. Bu özellikle dostlukları ve sevgi ilişkilerini bozar, ama pek çok şeyden genel bir hoşnutsuzluğa da dönüşebilir.
Şizoid kişi dış dünyadan ve gelecekten geri çekilmiştir ve bunu yaparken de geriye dönerek geçmişin kutsal bir şeymiş gibi saklandığı iç dünyaya geriler