《Güneşin şû'lesi karşısında gölge dayanamadığı gibi, hikmeti kelâmının karşısında da bâtıl ayakta duramaz. İnsanlar, gözleri ile güneşe bakamadıkları gibi, hikmetin derinliğine tamamen vâsıl olmağa da güç yetiremezler. Onlar ancak güneş ışıklarından gözlerinin görebildiğine ulaşır ve bundan da ancak kendi ihtiyaçlarına delîl bulabilirler. Kelâm, yüzünü gizleyip hükmünü yürüten saklı bir melik gibidir. Açık ve meydanda olduğu hâlde asıl maddesi saklı olan güneş, seyrini ve hareket şeklini bilmeyen kişinin kendisinden istifade ettiği parlak yıldız gibidir.》