Yaşlı insanların çok keskin hale gelmeleri tesadüf değildir. Yaşlı insanlarla yaşamak çok zordur, hatta kendi ebeveynlerin olsalar dahi.
Zorluğun asıl sebebi şudur: Onların tüm yaşamları ellerinden kayıp gitmiştir. Bu yüzden acı içindedirler.
Negatif enerjilerini atmak için her şeyin üzerine atlarlar. İçlerindeki acılığı kusmaya ve herhangi bir şey yüzünden çıldırmaya başlarlar. Çocukların mutlu olmasına, dans etmelerine, şarkı söylemelerine, neşe sebebiyle bağırmalarına tahammül edemezler.
Bu onlar için büyük sıkıntıdır çünkü kendi yaşamları yitip gitmiştir. Onlar, “Başımızı ağrıtma," derken aslında, "Bu kadar sevinçli olmaya nasıl cüret edersin!" demek istiyorlardır. Onlar genç insanlara karşıdır. Yaşlılar, genç insanların yaptıkları her şeyin, her zaman yanlış olduğunu düşünür.
Aslında onlar sadece, yaşamları hakkında acı hissediyor. Ve mazeretler bulmaya devam ediyorlar. Keskin olmayan yaşlı bir insan bulmak çok nadirdir. Eğer yaşlı bir insan böyle değilse, bu onun gerçekten güzel bir şekilde yaşamış olduğu anlamına gelir. O gerçek bir yetişkindir.
Yaşlı insanların, gençlerin asla sahip olamayacağı muazzam güzelliği işte böyle durumlarda ortaya çıkar. Onların belirli bir erginliği, olgunluğu, yaşanmışlıkları vardır. O kadar fazla şey yaşamıştır ki varoluşa muazzam bir şekilde minnettardır.
Fakat bu tür yaşlı bir insan bulmak çok zordur çünkü bu onun bir Buda, bir Mesih, bir Krishna olduğu anlamına gelir. Sadece uyanmış olan kişi ihtiyarlık çağlarında keskin olmayabilir. Ölüm geliyordur, yaşam gitmiştir, hayatlarında mutlu olacak ne vardır? Kişi yalnızca öfkelidir.
Sen öfkeli genç adamlar hakkında çok şey duydun ama aslında hiçbir genç adam, yaşlı bir adam kadar öfkeli olamaz. Hiç kimse yaşlı, öfkeli insanlar hakkında konuşmaz fakat ben kendi deneyimlerimde - hem