Murat Sarıkaya

Murat Sarıkaya
@Muratsa07
LİSANS
ANTALYA
ANTALYA, 6 Kasım
458 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Çoğunlukla, kabul etmeye hazır değilsin; kapıların kapalı, kalbin kapalı. Varoluş sana bağırsa dahi dinlemiyorsun. Varoluş senin kapılarını çalmaya devam ediyor ama sen onları asla açmıyorsun; aslında, bir kapının mevcut olduğunu dahi bilmiyorsun. Sen sıradanlığını ve bilinçsiz yaşamını mekanik olarak yaşamaya devam ediyorsun. Bilinçli hale gelmek için çabaya ihtiyaç vardır. Fakat çaba seni sadece bilinçli yapar, sana saadet veremez. Sen her ne zaman saadet dolu olursan, bu yukarıdan bir şeyin sana indiği anlamına gelir. Saadete erişmiş olanlar, gösterdiği çabaların kalplerini temizlediğini hissettiler, kapılarını açtılar, engellerin hepsini kaldırdılar. Ve sonra bir gün aniden, ötelerden bilinmedik bir kaynaktan bir şey dökülmeye başladı. O an geldiğinde, arkaya baktığın zaman, çabalarının çok küçük olduğunu görebilirsin. Bu muazzam coşkunun senin küçük çabalarının sonucu olduğunu söyleyemezsin; yine de çabaların kesinlikle gereklidir.
Sayfa 232 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Reklam
Çaba saadete neden olmaz, sadece engelleri kaldırabilir. Bu negatif bir süreçtir. Bu senin kapalı bir odada yaşıyor olman gibidir, pencerelerin hepsi, kapıların hepsi kapalıdır. Güneş doğmuştur ama sen karanlık içindesindir. Guneş senin çaban sebebiyle doğamaz. Sen ne yaparsan yap güneşin doğmasına sebep olamazsın ama kapılarını açabilir ya da kapalı tutabilirsin; bu kadarı senin çabana bağlıdır. Eğer sen kapıları açarsan, güneş sana mevcut hale gelir; aksi halde sadece kapı eşiğinde bekler, kapıyı dahi çalmadan. Ebediyete dek karanlıkta yaşayabilirsin ama gerekli olan tek şey güneşle arasındaki engeli kaldırmaktır. Kesinlikle aynı durum saadet için de geçerlidir. Varoluş her zaman saadet yağdırır, bu onun doğasıdır. Saadet varoluşun esasıdır. Saadet arada bir meydana gelen bir şey değildir, o mevsimsel değildir; bu onun esas doğasıdır, onun en içsel çekirdeğidir.
Sayfa 230 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Bazı şeylerin dünyevi, ötekilerinse ilahi olduğunu düşünme. Nasıl keyif alacağını bilen insan için, her şey ilahidir. Dünya ve Tanrı arasında bölünme yoktur; hepsi kutsaldır. Dünya Tanrı'yı açıkça gösterir, çünkü Tanrı tezahür etmemiş dünyadır. Kişi neşelendiği zaman, açıkça gösterilen ve tezahür etmemiş arasında ayrım yapar mı? Çiçek, açığa çıkmış tohumdur, tohum ise tezahür etmemiş çiçek. Onlar birdir. Bu dünya ve şu dünya, bu sahil ve şu sahil de birdir. Madde ve ruhu bölmeye gerek yoktur; bunların ikisi beraberdir. Bu yüzden en küçük şeyler için sevinç duy; duş almak ya da çay içmek gibi. Herhangi bir şeyi bölme. Nasıl saadet dolu olacağını bilen insan için, çay içmek herhangi bir duanın olabileceği kadar ilahidir, onun uykusu dahi herhangi dinsel aktivite kadar kutsaldır.
Sayfa 204 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Dünya'da yaşa, ama tamamen dokunulmamış, özdeşleşmemiş olarak kal. İşte sannyas budur: dünyada yaşamak, ama dünyada olmamak; dünyada yaşamak ama dünyanın senin içinde yaşamasına izin vermemek; dünyadan geçmek ama hepsinin geçici olduğunun tamamen farkında olduğun için dikkatinin dağıtılmasına izin vermemek. Böyle olduğun zaman felaketlerle nimetler, başarısızlıkla başarı aynı şeydir. Sen bu karanlığı ve ışığı görebildiğin zaman, yaşamla ölüm aynı şeydir. İçinde muazzam bir sükûnet, tarafsızlık, denge meydana gelir. Bu içine işleyen sessizlik, hakikattir.
Sayfa 200 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
İnsan nadir bir elmastır fakat genelde içinde kızgınlık, açgözlülük, nefret, esaret, her türlü zehir bulunur. Onda hiçbir şekilde herhangi bir Buda, herhangi bir Mesih göremezsin. Onun içindeki Krishna flütünü duyamazsın, Buda'nın saflığını ve günahsızlığını göremezsin. Fakat o yine de Buda'nın saflığını, Mahavira'nın günahsızlığını, İsa'nın isyanını, Krishna'nın şarkısıyla dansını ve Lao Tzu'nun sınırsız bilgeliğini içerir. İnsan, şimdiye kadar dünyada herhangi bir insanoğlunun başına gelmiş olan her şeyi içerir.
Sayfa 193 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Reklam