Açgözlülük ve korku farklı olgular değildir, aynı paranın iki yüzüdür.
Korku dolu bir insan her zaman açgözlüdür, açgözlü bir insan ise her zaman korku dolu.
Aslında onlar iki farklı enerji değildir, aynı enerjinin iki kutbudur. Sadece elektriğin negatif ve pozitif kutupları gibidirler, ayrılamazlar.
İnsanlık sertliği çokça övdü, özellikle insanın sertliğini.
Yüzyıllar boyunca, insan eril bir şovenist domuz olmuştur. Agresif, zalim, şiddetli, savaşçı olan her şeyi övdü ve dişil olan her şeyi ayıpladı.
Bundan dolayı büyük bir problem doğmuştur. Her güzel şeyin dişil olmasıdır problem.
Eğer dişil olanı ayıplarsan, dünyadaki güzellik kaybolur. Biz güzeli yok etmek için çok sıkı mücadele ettik.
Çirkin güzele hükmetti; yumuşaklık karşısında sertlik övüldü.
Her kim hak ettiyse ve her ne hak ettiyse, onu alır.
Eğer insanlar mutsuzsalar, bunu hak ediyorlar demektir. Başka hiç kimse hatalı değildir; başka hiç kimse sorumlu değildir; tek sorumlu kendileridir.
Bunu nasıl hak ettiklerini unutmuş olabilirler, karışıklığın içine nasıl girdiklerinin bilincinde olmayabilirler fakat bunu yapıyorlardır. Bu onların kendi işinin getirisidir.
Eğer kişi saadet dolu ise, bu basitçe onun hak ettiği anlamına gelir. Doğa her zaman sana, hangisine layık olmuşsan onu verir, hangisine hazır ve hazırlıklıysan, hangisi için alıcıysan.
Merkezde meditatif ve etrafına karşı sevgi dolu olduğunda, bütün varoluşun değiştiğini göreceksin.
O aynı varoluştur; aslında sen değişirsin. Fakat sen değişirken, varoluşun bütünü de seninle birlikte değişir.