Murat Sarıkaya

Murat Sarıkaya
@Muratsa07
LİSANS
ANTALYA
ANTALYA, 6 Kasım
458 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Sevgi, varlığının içsel gökyüzünde en çok parlayan yıldızdır. Dışarıdaki yıldızlar ona kıyasla hiçbir şeydir. Bir keresinde bu bir Sufi tasavvuf kadınına oldu. Rabia-tül Adeviyye odasında oturuyordu, kapalı gözlerle meditasyon yapıyordu. Başka bir tasavvufçu olan, Hasan adlı bir arkadaşı da onunla birlikte kalıyordu. Hasan dışarı çıktı, çok güzel bir sabahtı. Güneşin doğuşu çok güzeldi, çok renkliydi. Kuşlar şarkı söylüyor, çiçek ler açılıyor, hava güzel kokuyordu. Dışarıdan seslendi, "Rabia! Odanda kapalı gözlerle oturarak ne yapıyorsun? Dışarı gel, Tanrı harika bir sabah yaratmış! Gel ve onun harika yaratımını gör." Rabia güldü ve şöyle dedi: "Hasan, bu söylediklerinin gerçek olduğunu biliyorum. Fakat ben içeride tanrısallığın kendisinin görüyorum. Bu yüzden beni dışarı çağırmak yerine, neden sen içeri gelmiyorsun?" Hasan utandığını hissetti. İçeri gelerek Rabia'nın ayaklarına kapandı ve şöyle dedi: "Beni affet. Ben asla içtekini bilmedim. Ben bütün hayatımı dışarıdakini görerek harcadım." Dışarıdakı harikadır fakat içeridekine kıyasla hiçbir şeydir. Ve içsel dünyada, sevgi en çok parlayan yıldızdır. O senin iç dünyanın kaynağıdır; içeri git ve onu bul. Ve onu bulmuş olduğun zaman, onu paylaş, onu kutla.
Sayfa 164 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sen Dünya'da yaşamak zorundasın fakat onu büyük bir oyun gibi düşünmek zorundasın. Ben Dünya'nın terk edilmesine karşıyım. Dünya'dan kaçman gerekmez. Onun içinde yaşamak zorundasın fakat tamamen farklı bir şekilde. Onu ciddiye alma, onu en kaygısız şekilde kabul et, bir kozmik şaka gibi kabul et. Çünkü o gerçekten de kozmik bir şakadır.
Sayfa 167 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Dünya'daki herkes kendisinin sevgi dolu olduğunu düşünüyor, ama yine de dünya bir tımarhaneye dönüyor. İnsanlar saadet dolu olmalı. Eğer Dünya'da çok sevgi mevcutsa, herkesin çiçek açıyor olması gerekir. Hiç kimse çiçek açıyora benzemiyor. Çok temel bir şey eksiktir. Benim buradaki çabam senin gösterişlerinin hepsinin farkına varmana yardım etmektir. Bir kez farkına vardığında, onları bırakabilirsin. Onlar çok kolayca bırakılabilirler; tek gereken onların farkına varmandır. Onların kökleri çok derine, kemiklerinin içine ulaşmış, iliklerinin içine. Bu yüzden kişi oldukça uyanık olmak zorunda, bütün bu köklerin hepsini bulmak zorunda. İçindeki sahte köklerin hepsini bir kez bulduğunda, sözde sevginin kökünü kazıyabilirsin. Bütün yabani otları kazıyabilirsin ve tekrar bir çocuk olabilirsin. Yaşama, günahsızlığın en başından başlayabilirsin. O zaman doğallık ve kendiliğinden olma mevcut olacak.
Sayfa 164 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Eğer görebilirsen, şaşkına dönersin: Bir dilenci sadece bir dilenci değildir, o ayrıca bir insanoğludur. O sevgiyi deneyimlemiştir, öfkeyi deneyimlemiştir, imparatorların bile kıskançlık duyabileceği bin bir türlü şeyi deneyimlemiştir. Onun yaşamı okunmaya, gözlemlenmeye, anlaşılmaya değer çünkü onun hayatı, senin hayatın için bir olasılıktır. Her insan bir olasılık yaşar, tek bir olasılığı gerçekliğe dönüştürür. Ve bu olasılıkların hepsi senindir de. Sen bir Adolf Hitler veya Mesih İsa olabilirsin; iki kapı da açıktır. Biri bir kapı vasıtasıyla girer, ötekisi başka bir kapıdan girer; iki kapı da açıktır senin için. Bundan dolayı ben Gautam Buda'yla ilgilenmiş olduğum gibi, Adolf Hitler'le de ilgilenmişimdir. İsa'yla da ilgilenmişimdir, Yehuda'yla da ilgilenmişimdir çünkü her insan varlığı benim olasılığımdır. Kişi bunu anlamalıdır, o zaman bütün evren bir üniversite haline gelir. Bu, üniversite kelimesinin tam anlamıdır; o evren (universe) kelimesinden gelir. Bunu anladığın zaman tüm durumlar öğrenme fırsatları, tüm sorunlar gelişim fırsatları haline gelir. Böylece kişi yavaş yavaş kendisini yaratır. Biz sadece olanaklar olarak doğduk. O yüzden ne olacağımız, netice, her şey bize bağlıdır.
Sayfa 163 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Hakikat satın alınamaz. Onu başkalarından almanın yolu yoktur, o aktarılamaz. Kişi onu kendi başına keşfetmeli. Hiçbir para onu satın alamaz, hiçbir güç onu satın alamaz, ancak kişi kendi içine girerse onu bulur. Aslında o zaten herkese verilmiştir, onu satın almaya ihtiyaç yoktur. İroni budur ki onu herkes satın almıştır. Birisi onu Hıristiyan pazarından satın almıştır, biri Hindu pazarından, biri Yahudi pazarından, biri Gita'dan, biri İncil'den, biri Kuran'dan. Fakat unutma, başkalarından satın aldığın şey sadece hakikat hakkında bir şeydir, gerçekten hakikat değildir. Sadece boş, içeriksiz sözcükler satın alırsın. Hakikat sadece senin kendi deneyimin olduğu zaman hakikattir. İsa onu veremez, Buda onu veremez, ben onu sana veremem. Hiç kimse onu sana şu basit sebeple veremez: Sen zaten ona sahipsin. Gerekenlerin hepsi bir iç arayıştır, varlığının çekirdeğini bir içsel kavrayıştır ve sen onu er geç bulacaksın. Hakikatin bir ticaret eşyası olmaması iyi. Onu sana hiç kimsenin verememesi güzeldir; aksi halde değersiz olurdu. İnsanlar ona ailelerinden kalan mirasla sahip olacaktı, onu vasiyetnamelerine yazacaklardı: "Benim hakikatimin yarısı karıma, yarısı kız arkadaşıma gidecek. Sonra da oğullarım arasında eşit bölünecek..." Öyle olsaydı hakikat bayağı bir şey olacaktı. O bir şey değildir ve öyle olmaması iyidir. Yaşamda tamamen bireysel olan bir deneyim vardır. Bundan dolayı hakikat, sevgiden bile daha yüksektir çünkü sevgi başkasıyla paylaşılabilir fakat hakikat sevgilinle bile paylaşılamaz. O tamamen bireyseldir; onu ancak kesin yalnızlığında bilirsin.
Sayfa 157 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu