Yaşam bir armağandır, doğum bir armağandır, aşk bir armağandır, ölüm bir armağandır. Nasıl minnettar olacağımızı bilirsek, her şey bir armağandır; nasıl minnettar olacağımızı bilmezsek, hayatımız yalnızca kınama, şikâyet ve sürekli daha fazlasına duyulan istekle dolu olur.
Sadece iki tür insan mevcuttur: Olanın güzelliğini, onlara verilenleri, artık her neyse, nasıl takdir edeceğini bilen insanlar ve takdir etme hissi olmayanlar.
Takdir duymayanlar her zaman kınar, şikâyet eder, daha fazlasını ister.
Sadece ilk türdeki insanlar dindar hale gelebilirler, ikinci tür dindar hale gelemez. İkinci tür, Tanrı'yı er ya da geç reddetmeye mecburdur çünkü bu durumda Tanrı, senin arzularını tatmin etmeyen bir düşman haline gelir.
"Takdir tedbiri bozar,” atasözünü söyleyenler işte bu tür insanlardır.
Bu atasözü, dindar olmayan insanlar tarafından söylenmiştir. Onlar her zaman hayal kırıklığına uğratılmış hisseder, hayatta her şeyleri ters gitmiştir. Hayatlarında olup bitenler asla beklentilerini karşılamamıştır, asla yeterli değildir, asla gönüllerinde olan değildir, her zaman yetersizdir. Sefalet içinde yaşarlar, sanki hayat onlara her zaman garez duymaktadır, onları sürekli mahrum bırakmaktadır.
Bu kişiler nasıl minnettar hissedebilirler? Minnet olmadan, hiçbir dua yoktur ve dua olmadan hiçbir din yoktur.