İnsanın bir gün cinselliği aşması gerekiyor, ama aşabilmek için onu sonuna dek yaşamak lazım ve eğer bunu doğru yapmazsan aşman çok zor olur. O yüzden yaşamak, aşmanın bir parçasıdır. Seksten zevk almayan insanlar bu tavrı öğrenmiş, şartlanmış olabilirler.
Seks Tanrı'nın bir lütfudur, kişinin dindar veya Tanrı'ya inanıp inanmaması, komünist, ateist veya her neyse olması hiç fark etmez. Bu sayede hepimiz doğal olarak bedeni ve zihni aşan bir şeylere bir bakış atabilme şansını yakalarız.
İnsan yoğun ve tutkulu yaşar. Seks de genel tavrının bir yan ürünüdür, o yüzden sadece cinsellikle ilgili deneyimini değiştiremezsin. Her şey birbirine bağlı olduğundan, her şeyi değiştirmek zorundasın.
Neşeyle yemek ye! Sadece bedene bir şeyler tıkıştırmak için yeme - keyfine var! O bir lütuf. Yürü ve bunun da zevkine var. Bu Tanrı'nın sana armağanı ve sen minnettar olmalısın. Birisiyle konuşurken sohbetin tadını çıkar.
Bu andan itibaren yüzeyde seksle hiç ilgisi yokmuş gibi görünen şeylerin de zevkini çıkarmaya başla. Sonuçta diğer şeylerden zevk alırsan seksten de alacaksın demektir. Eğer diğer şeylerden zevk almazsan seksten de almazsın.
Gerçek bir hayvan olmadan gerçek bir insan olamazsın. Gerçek bir insan olmazsan tanrısal bir insan da olamazsın.
Her şey hiyerarşiktir: hayvan tapınağın temelidir, insanlık duvarlarını oluşturur, tanrısal olan da tavandır. Buna göre temel olmadan tavan varolamaz. Tavana sahip olunabilir, ama duvar yoksa o da varolamaz. İnsan üç katlı bir binadır: ilk kat hayvan, ikinci kat insan, üçüncüsü ise tanrısaldır. Böylece ilkinden başla, en başından ve temel taşını yerleştir.