Murat Sarıkaya

Murat Sarıkaya
@Muratsa07
LİSANS
ANTALYA
ANTALYA, 6 Kasım
458 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Beden tüm gizemleri kapsıyor, evrendeki tüm gizemleri; o minyatür bir evren. Bedenle evren arasında sadece miktar farkı var. Nasıl ki tek bir atom maddenin tüm sırlarını taşıyor, beden de evrenin tüm sırlarına sahip. İnsanın dışarıda sır arayışına girmesi gerekmiyor, sadece kendi içine dönmesi yeterli. Ve bedene iyi bakmak gerekiyor. Ona karşı olunmamalı, onu lanetlememeli. Onu lanetlersen Tanrı'yı lanetlemiş oluyorsun, çünkü Tanrı bedeninin en derin yerinde yaşıyor. Tanrı kendine ev olarak bu bedeni seçti. Bedenine saygı duy, bedenini sev, bedenine iyi bak. Sözde dinler insanla bedeni arasında büyük soğukluk yarattı. Bedenden ibaret olmadığın doğru, fakat bu ona karşı olman gerektiği anlamına gelmiyor; beden senin dostun. Beden seni cehenneme de götürebilir, cennete de. O sadece bir araç. Kendisi tarafsız: sen ne zaman gitmek istersen o hazır. O çok karmaşık, güzel, düzenli bir mekanizma. İnsan kendi bedenini daha iyi anladıkça daha fazla huşu duyuyor. O zaman tüm evrene ne demeli? Şu ufacık beden bile büyük bir mucize; o yüzden ben bedene Tanrı'nın mabedi diyorum. Ve bir kez bedene karşı tavrın değişti mi içine girmek kolaylaşır, çünkü beden sana açılır. Sana içeri girme izni verir; sana sırlarını açmaya başlar. Yoga'nın tüm sırları ilk kez bu şekilde açığa çıktı. Tao'nun tüm sırları ilk kez bu şekilde açığa çıktı. Yoga cesetlere otopsi yapılarak ortaya çıkarılmadı. Modern tıp bilimi ölü bedenler ve onların incelenmesi üzerine kuruludur. Bu bilimin temelinde bir yanlış var. Henüz yaşayan bedenleri tanımayı başaramadı. Ölü bir bedeni kesip biçerek onun hakkında bir şeyler öğrenebilirsiniz, ama yaşayan bir beden hakkında bir şey öğrenmek tamamen farklıdır. Tıbbın tek bildiği onu parçalamak, kesip açmak, ama kestiğin anda olay değişir. Bir çiçeği dalında tanımak ve
Sayfa 145 - Ezr Yayınevi·Kitabı okudu
Reklam
İnsan ıstırap içinde. Ve insan yüzlerce yıldır ıstırap içinde kaldı. Istırap içerisinde olmayan bir insanı nadiren bulabilirsin. O kadar enderdir ki neredeyse inanılmaz gözükür. Bu nedenle insanlar Buda gibi insanların var olmuş olduğuna dahi inanamaz. İnsanlar buna inanamaz; onlar buna kendi ıstırapları nedeniyle inanamaz. Istırap öyle yoğundur ve onlar onunla o kadar derin biçimde iç içe geçmiştir ki, ondan bir kurtuluşun mümkün olabileceğini anlayamazlar. İnsanlar Budaların hayal mahsulü olduğunu, Gautam Buda gibi kişilerin insanların hayalleri olduğunu düşünür. Sigmund Freud'un dediği de budur; Buda gibi insanlar "arzularımızı simgeler." Bu şekilde olmak isteriz, ıstırabımızın dışında olmak isteriz; o sessizliğe, o huzura, o kutsanmışlığa sahip olmak isteriz: Fakat o gerçekleşmemiştir. Ve Freud hiç umut yok der; o, nesnelerin doğası gereği gerçekleşemez. İnsan mutlu olamaz. Ne kadar mutlu olmak istersen, o kadar perişan olacaksın. Şimdi bu çok saçma görünür ancak temeldeki sebep budur. Ve insan zihninin nasıl çalıştığını anladığında bunu fark edebileceksin. İnsan mutlu olmak ister; o yüzden de ıstırabı yaratır. Şayet ıstırabından kurtulmak istersen, mutlu olma arzunun dışına çıkmak zorunda kalacaksın; o zaman hiç kimse seni perişan edemez. Freud'un kaçırdığı nokta buydu. Mutlu olma arzusunun kendisinin, ıstırabın sebebi olabileceğini anlayamadı. Bu nasıl olur? Hepsinden evvel niçin mutluluğu arzularsın? Ve mutlu olma arzusu sana ne yapar? Mutluluğu arzuladığın anda, şimdiden uzaklaştın. Varoluşsal olandan uzaklaştın, çoktan var olmayan bir yer olan, henüz gelmemiş olan geleceğin içine hareket etmiş oldun. Bir hayalin içine girdin. Şimdi, hayaller hiçbir zaman tatminkâr olamazlar. Senin mutluluk için duyduğun arzu bir hayaldir, hayal gerçek dışıdır. Gerçek
Sayfa 135 - Ezr Yayınevi·Kitabı okudu
Ben karaktere hiç inanmam. Ben bilince güvenirim. Bir kimse daha bilinçli hale gelirse doğal olarak karakteri de dönüşüm geçirir. Ancak, bu dönüşüm tamamıyla farklıdır: O zihin tarafından yönetilmez; o doğaldır, o kendiliğindendir. Ve ne zaman karakterin doğal ve kendiliğinden olursa, kendine has bir güzelliği vardır; aksi taktirde değişip durabilirsin...öfkeni bırakabilirsin ama nereye bırakacaksın ki onu? Onu kendi bilinçaltına atmak zorunda kalacaksın. Hayatının bir kısmını değiştirebilirsin ama içeriye attığın her neyse kendisini başka bir köşeden ifade etmeye başlayacaktır. Böyle olması kaçınılmazdır. Bir akıntıyı bir kaya parçasıyla kapatabilirsin; başka bir yerden akmaya başlayacaktır: Onu yok edemezsin. Öfke vardır çünkü sen bilinçsizsin, açgözlülük vardır çünkü sen bilinçsizsin, sahip olma var, kıskançlık var çünkü sen bilinçsizsin. O nedenle ben senin öfkeni değiştirmekle ilgilenmiyorum; bu bir ağacın yapraklarını budayıp ağacın bir gün ortadan kalkacağını umut etmek gibidir. Böyle olmayacak; tam tersine, ağacı ne kadar budarsan yapraklar da o kadar sık olacak.
Sayfa 121 - Ezr Yayınevi·Kitabı okudu
Tüm insanlık erdemin uygulanabilir olduğu, iyiliğin uygulanabilir olduğu, kişinin nasıl mutlu olunacağını öğrenebileceği, insanın mutlu olmayı başarabileceği, mutluluğu getirecek olan bir karakter yaratmanın insanın gücü dahilinde olduğu fikriyle büyütülmektedir. Ve tüm bunlar yanlıştır, kökten yanlıştır. Mutlulukla ilgili olarak anlaşılması gereken ilk şey onun uygulanamaz olduğudur. Ona yalnızca izin verilebilir çünkü o senin yarattığın bir şey değildir. Senin yarattığın her şey senden daha küçük, senden daha minicik olarak kalacaktır. Yarattığın şey senden büyük olamaz. Resim ressamın kendisinden daha büyük olamaz ve şiir şairden büyük olamaz. Senin şarkın senden küçük kalmaya mahkûmdur. Şayet mutluluğu uygularsan sen tüm aptallıklarınla, tüm ego oyunlarınla, tüm cehaletinle, zihninin tüm kaosuyla hep arkada duruyor olacaksın. Bu kaotik zihinle bir kozmos yaratamazsın, zarafet yaratamazsın. Zarafet her zaman öte taraftan iner; o çok büyük bir itimatla, eksiksiz bir teslimiyet içerisinde bir armağan olarak kabul edilmelidir. Hakiki mutluluk bir bırakmışlık hali içindeyken gerçekleşir. Fakat, bize elde etmemiz, hırslı olmamız söylendi. Zihnimiz kazanmaya çalışan birisininki gibi şekillendirildi. Eğitimimiz, kültürümüz, dinimiz; hepsi insanın hırslı olması gerektiği temel fikrine dayanır: Sadece hırslı insan doyuma ulaşabilecektir. O hiçbir zaman gerçekleşmedi, hiçbir zaman da gerçekleşmeyecek ama cehalet o kadar derindir ki bu saçmalığa inanmaya devam ederiz. Şu ana kadar hiçbir hırslı insan mutlu olmamıştır; aslında, hırslı kişi dünyadaki en mutsuz olandır. Fakat biz çocukları hırslı olmak için eğitmeye devam ederiz: "Birinci ol, en tepede ol ve mutlu olacaksın!" Ve, hiç aynı zamanda hem tepede olup hem de mutlu olan birisini gördün mü? Büyük İskender dünya
Sayfa 116 - Ezr Yayınevi·Kitabı okudu
Asla bir başka insanın mutsuzluğu pahasına mutlu olmaya çalışma. Bu çirkindir, insani değildir. Bu hakiki anlamda şiddettir. Eğer başkalarını günahkârlar olarak lanetleyerek bir aziz haline geleceğini düşünüyorsan, senin azizliğin yeni bir ego tatmininden başka bir şey değildir.
Sayfa 112 - Ezr Yayınevi·Kitabı okudu
Reklam