Tüm insanlık erdemin uygulanabilir olduğu, iyiliğin uygulanabilir olduğu, kişinin nasıl mutlu olunacağını öğrenebileceği, insanın mutlu olmayı başarabileceği, mutluluğu getirecek olan bir karakter yaratmanın insanın gücü dahilinde olduğu fikriyle büyütülmektedir.
Ve tüm bunlar yanlıştır, kökten yanlıştır.
Mutlulukla ilgili olarak anlaşılması gereken ilk şey onun uygulanamaz olduğudur.
Ona yalnızca izin verilebilir çünkü o senin yarattığın bir şey değildir.
Senin yarattığın her şey senden daha küçük, senden daha minicik olarak kalacaktır. Yarattığın şey senden büyük olamaz. Resim ressamın kendisinden daha büyük olamaz ve şiir şairden büyük olamaz. Senin şarkın senden küçük kalmaya mahkûmdur.
Şayet mutluluğu uygularsan sen tüm aptallıklarınla, tüm ego oyunlarınla, tüm cehaletinle, zihninin tüm kaosuyla hep arkada duruyor olacaksın.
Bu kaotik zihinle bir kozmos yaratamazsın, zarafet yaratamazsın. Zarafet her zaman öte taraftan iner; o çok büyük bir itimatla, eksiksiz bir teslimiyet içerisinde bir armağan olarak kabul edilmelidir.
Hakiki mutluluk bir bırakmışlık hali içindeyken gerçekleşir.
Fakat, bize elde etmemiz, hırslı olmamız söylendi. Zihnimiz kazanmaya çalışan birisininki gibi şekillendirildi. Eğitimimiz, kültürümüz, dinimiz; hepsi insanın hırslı olması gerektiği temel fikrine dayanır: Sadece hırslı insan doyuma ulaşabilecektir. O hiçbir zaman gerçekleşmedi, hiçbir zaman da gerçekleşmeyecek ama cehalet o kadar derindir ki bu saçmalığa inanmaya devam ederiz.
Şu ana kadar hiçbir hırslı insan mutlu olmamıştır; aslında, hırslı kişi dünyadaki en mutsuz olandır.
Fakat biz çocukları hırslı olmak için eğitmeye devam ederiz: "Birinci ol, en tepede ol ve mutlu olacaksın!" Ve, hiç aynı zamanda hem tepede olup hem de mutlu olan birisini gördün mü? Büyük İskender dünya