Zira zikir kalbi yumuşatır ve nurlandırır. Kulun gönlündeki düşünce kilidini ve halini açan da zikirdir.
Kalb ile zikir, ağaç ile su gibidir. Kalb ile tefekkür de ağaç ile meyve gibidir. Ağaca su vermeden yeşermesini beklemek, yaprak ve çiçek çıkarmasını beklemeden ondan meyve istemek hata olur. İstense bile asla meyve vermez. Çünkü o vakit meyve zamanı de ğil, ağacı besleme ve imar etme zamanıdır.
Hakk Teala şöyle buyurur: "Erkek ve kadın, mü'min olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız" Nahl 97
İnsanın huzur ve teselli mekanı dünya olunca aldanış hayatını alır. "Bu dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir" Ali imran 185 •
Huzur ve teselli mekanı din ve Hakk Teala'nın şeriatı olunca, onun sıfatı "güzel bir hayat" olur: "Mutlaka onu güzel bir hayatla yaşatacağız"Nahl 97
Allah Teala seni, sevdiği ve razı olduğu şeylerde muvaffak kıl sın, "Canlı kimdir ve hayat nedir?" diye sordun.
Cevap: Allah muvaffak etsin! Bilesin ki, basiret ve yakin ehline göre "canlı'; avunup teselli olan kişidir. "Hayat" da avunmak ve teselli olmaktır. Yedi kat gök ve yerin mahlukatı, teselli ve huzur bulma konusunun özünde hem fikirdirler. Ancak teselli olma ve huzur bulma yerleri farklı farklıdır. Herkesin kendi makam ve durumuna göre bir teselli yeri vardır. İnsan onun varlığı ile huzur bulur, rahatlar ve sakinleşir. Onu kaybettiği zaman muzdarip ve huzursuz olur. Onunla rahatlayıp gönlü sıkıntıdan kurtulduğu için Hakk yolunun yolcuları olan peygamberler şöyle demiş lerdir: "Falan kişi, falan şeyle canlıdır, onunla yaşamaktadır''. Bu, canlıyı ve hayatı tanımada genel bir kaidedir.
Şeyh Yusuf Hemedani daima şu mübarek sözü söylüyorlardı: "Doğru yol, Allah rasu lü Hz. Muhammed'in yoludur. Çünkü alemin efendisi şöyle bu yurmuşlardır: Ey Ebu Hureyre! İnsanlara benim yolumu (sünne timi) öğret ve sen de amel et ki kıyamet gününde ışık verecek bir nura kavuşasın''.
Yusuf Hemedani'nin şahsiyet olarak İmam Muhammed Gazzali'ye benzediğini söylemiştik. Her ikisinin de büyük sufi Ebu Ali Farmedi'nin müridi olması tesadüf değildir ve Farmedi, Kuşeyri ile Kürregani'den terbiye görmüştür. İmam Muhammed Gazzali ve Hace Yusuf Hemedani' den her ikisi de büyük sufi ve alim idiler. Tasavvufu sade ve süssüz sözler şeklinden, medreseli tarikatı şeklinde şeriata uygun ve kuralları derlenmiş bir konuma ge tirdiler. Bahsedilen aynı yolda eğer Gazzali, eserlerinin çokluğu nedeniyle daha meşhur olmuş ise, Hace Yusuf da daha çok mürid yetiştirmesi nedeniyle tasavvufi yönden daha öndedir ve tasavvuf adını sona erdirip tarikatlar dönemine geçişi sağlama rütbesine sahiptir