Körlük kuramı Kien'in bir buluşu değildi. Onun yaptıği yalnızca görenlerin yaşamlarını sürdürebilmelerine olanak tanıyan bu doğal yeteneği günlük yaşama uygulamaktan ibaretti. Günümüzde insanoğlunun tüm çabasını elde ettiği enerjilerden sonuna dek yararlanma yolunda seferber ettiği gerçeği yadsınabilir mi? İnsan elinin uzanmadığı, değerlendirmeden kalmış bir olanak düşünülebilir mi artık? Elektrik ve karışık atomlar budalalar için bile bir uğraş haline geldi.
Düşünebilme yeteneğine sahip her varlık kimi zaman bilimin canlıyla cansız arasında çektiği sınırı, insanoğlunca çekilmiş tüm şuurlara olduğu gibi, düzmece ya da artık eskimiş gözüyle bakardı. Bu ayrıma karşı insanoğlunun bilinçaltında belirgenleşen başkaldırı, kendi "ölü varlık" kavramının çevresinde açığa vururdu. Bir şeyi "ölü" diye nitelendirmek, bir zamanlar onun da bir yaşamı olduğunu kabullenmekten başka bir şey değildir. Bir varlığın yaşamadığını açıklamak zorunluluğunu duyan insanoğlu, bunu yaptığı anda varlığın bir zamanlar yaşamış olmasını istemiş ve bu isteği dile getirmiş demektir.
Therese kitaplara merhamet ediyordu. Zayıfları ve ezilenleri bağrına basıyordu. Tanrının toprağında terk edilmiş, yitik, son varlıklara kapısını açıyordu.
Bilinç, gerçekten değer taşıyan düşünceler için saklanmalıydı Kien'e göre. Düşünceleri besleyen bilinçti ve düşünceler bilinci gereksinirdi. Bilinçten yoksun düşüncenin varolabileceği tasarımlanamazdı.