Telaşlı bir kalabalığın ortasında ayak üstü konuşuyoruz. Tadına varamadan telaş içinde yaşayışın ağrına gitmez mi zamanın. Konuşmadan sadece sulamak bitkileri, kitapların sayfalarını sadece çevirmek ve hızlıca içilen kahveler. Hayat zor, mutlu edecek ve değerli hissettirecek şeyleri kendim yapmak zorundayım. Kahve içerken mumu yakıp kitap okumayı severim. Kahve içmeyi bile romantize etmeyi severim. Kendime yaptığım ufak şeylere biçtiğim anlamlarla ve gösterdiğim çabayla kendime değer veriyorum. Hayat ısrarla yorucu olmaya devam etsede kendi dünyamda kendim için çırpınıyorum. Ben böyle varım ve en azından kendimi duyuyorum. Yeterli...