İspanyol Engizisyonu
1492’den sonraki yüzyılda İspanya dünyadaki en güçlü ülke oldu. İspanyol fatihleri Yeni Dünya’da Peru’dan Küba’ya kadar uzanan geniş toprakları ele geçirdiler. Altın ve diğer zenginliklerle dolu kalyonlar, hükümdarı akıl almayacak ölçüde zenginleştirerek İspanyol limanlarına döndü. İspanyol orduları, aynı zamanda günümüz Belçika ve Hollanda’sını da içine alan Batı Avrupa’nın diğer bölgelerini de ele geçirdiler.
İspanya sınırları içinde, yerel bir dinsel arınma hareketi hız kazandı. 1492’de Yahudileri sürgüne yolladıktan ve Müslümanların Hıristiyanlığa geçmesini emrettikten sonra, Madrid’deki otoriteler yeni güç kazanan ülkelerini sofu bir Hıristiyan krallığa dönüştürmeye kararlıydı. Birçok İspanyol kilise adamı, Hıristiyanlığa dönen Yahudi ve Müslümanların gizlice kendi eski inançlarına göre ibadet etmelerinden ve bunun İspanya’nın dini birliğini tehdit etmesinden korktular.
İspanyol Engizisyonu sapkınlığın kökünü kazımayı ve “düzmece dönmeleri” tüyler ürpertici idamla cezalandırmayı amaçladı. Katolik Avrupa’daki diğer ülkeler de engizisyon uyguladı ama İspanya’nınki uzun bir döneme yayılması ve ciddiyetiyle kötü nam salmıştı. Engizisyonun sapkınlık yüzünden verdiği son idam kararı –boğarak öldürme– 1826’daydı.
Bugün İspanyol Engizisyonu, büyük hevesle yapılan dini zulümler ve ortaçağ döneminin yobazlığı ile eş anlamlıdır. Kısmen Avrupa’daki Yahudi karşıtlığını ateşleyerek Yahudileri hedef almıştır. Ancak İspanya bunu tek başına yapmadı. Dini arkasına alan şiddet sarmalı, kıta genelinde Ortaçağ’ın sabit bir özelliğiydi. İngiltere’de binlerce kişi cadı olduğu gerekçesiyle öldürüldü. Bu uygulama, ilerici düşünürlerin İncil’in harfi harfine yorumlanmasını reddetmeye başladığı Aydınlanma ile yavaş yavaş sona erdi.
EK BİLGİLER:
1. Yahudilerin
Öz vardır ve bunun dışında herşey arızidir. Yani Öz dışında herşey Öze muhtaçtır. Öz olmadan hiçbir “şey” varlık bulamaz. Kendi başına, başlı başına bir değer ve Can taşımaz.
Kötülük dediğimiz, isimlendirdiğimiz şey, çokluğa bağlıdır, çokluk yansımadır, geçicidir; asli olmadığı için, kötülüğün varoluşsal yeri yoktur. Şer varoluşsal değildir. Varolan tek şey “Hay”dır, Hayır’dır yani Hakk’tır.
O’nun olmadığı an’da, geçici olarak ortaya çıkan durum,“şer”dir. Hayır da şerr de Allah’tan sözü bundandır.
Melâmîlik, kurucusu bilinen tarikat ve cemaatlerden farklı olarak belli bir kişinin kurduğu ve o kişinin adıyla anılan bir grup değildir; ancak yaratılış amacının zirvesi kabul ettikleri kulluğun ne olduğunu anlama ve böylece kâmil insan olma arayışıdır.