Hayatsız kalmış bu kuru kızın gözlerinde bunca yıl sonra çelik gibi, ateş gibi , dağ zirvesi gibi alt etmesi çok zor bir şey olabileceğini de hesaba katmamıştı.
Kardeşinin böyle bir hayat istememiş olduğundan emindi.Kendisi de böyle bir hayat istememişti.Ama hayat böyle bir şeydi, başına gelen, kuramadığın , yapamadığın. Kimseye nasıl bir hayat istersin diye sorulmuyordu.
Pastanın hayatı güzelleştiren bir şey olduğu kanısındaydı. Pastanın kendisini değil, hayatta böyle bir şeyin var olmasını seviyordu. Pastanın vadettiği dünya erişilmezdi. Mutluluk gerektiriyordu pasta yemek, iyi şeyler, hoş duygular, en azından sebep ya da insan.