Canı sıkılan insan en başta kendinden sıkılır. Çorak, anlamsız bir varoluşun bilincinde olmak can sıkıntısının başlıca kaynağıdır. Kapalı bir kabile, kilise, siyasi parti ve benzeri bir topluluğun üyesi olduğunda söz konusu olduğu gibi, bireysel ayrılığının bilincinde olmayan kişiler can sıkıntısına kapılmazlar. Farklılaşmış bireyin can sıkıntısından kurtulması, ancak yaratıcı bir çalışmaya ya da kendini meşgul eden bir işe girişmesi veya kendini tamamen bir hayat mücadelesi içinde bulması halinde olur. Eğlence peşinde koşma ve sefahat, etkili çareler değildir. Özerk bir hayat süren ve yaşam standartları fena sayılmayacak kişiler, eğer yaratıcı bir çalışma ya da faydalı bir iş yapacak yeteneğe veya fırsatlara sahip değillerse, hayatlarına amaç ve anlam katmak için hiç umut edilmedik işlere çaresizce gidilebilirler.
Kitle hareketlerinin doğuşunda, evde kalmış kızların ve orta yaşını geçmiş kadınların neredeyse hep var oluşu can sıkıntısıyla açıklanabilir. Hatta kadınların ev dışında faal olmasını pek uygun görmeyen İslam ve Nazi hareketlerinde bile, belirli türde kadınların bu hareketlerin ilk aşamasında önemli bir rol oynadığını görürüz.
Lüks için çabalarken, ihtiyaç için çabalarken gösterdiğim cesaretten daha fazlasını gösteririz. Lüksten vazgeçtiğimizde, ihtiyaçların eksikliği de kaybolur.