“Bırakın konuşayım,” diye homurdandı Gabriella. “İki kişi olunca çok az konuşuluyor, yanıtlar da biliniyor zaten. İki kişi olmanın yalnız olmaktan farkı yok."
Beklerken çevreme bakmıyordum: evin kaba saba sıvası, sekiden göğe yükselen bir ot demeti, büyük öğle sessizliği. Uzaklaşan yük arabasının gıcırtıları arasında, buraların Oreste’nin yerleri olduğunu düşündüm, burada doğmuş büyümüştü, ona bir şeyler ifade ediyor olmalıydılar. Dünyada böyle, birilerinin doğup büyüdüğü, biri için çok özel olan ne kadar çok yer vardır, diye düşündüm; birinin kanında taşıdığı, başka kimsenin bilmediği. Elimle kapıya vurdum yeniden.