Yavuz Bahadıroğlu’nun Yakın Tarihimizin Sır Perdesi isimli eseri, popüler tarih yazımının tipik örneklerinden biridir. Kitap, Cumhuriyet dönemi başta olmak üzere yakın dönem Türk tarihine dair bazı olay ve kişileri ele alırken daha çok yorum, anekdot ve ideolojik bakış açısı üzerinden ilerlemektedir. Ancak tarih metodolojisi açısından incelendiğinde ciddi eksiklikler göze çarpmaktadır.
Öncelikle kitabın temel problemi, bilimsel tarih yazımının vazgeçilmez unsurları olan dipnot, kaynakça ve arşiv referanslarının bulunmamasıdır. Tarih, yalnızca anlatıdan ibaret değildir; iddia edilen her bilgi, güvenilir bir kaynağa dayandırılmak zorundadır. Bu eserde ise yazar, çoğu yerde kesin hükümler verirken herhangi bir belge veya akademik çalışmaya atıfta bulunmamaktadır. Bu durum, anlatının tarihsel gerçeklikten çok yazarın kişisel yorumlarını yansıttığı izlenimini doğurmaktadır.
Bir diğer önemli nokta, eserin objektiflikten uzak oluşudur. Modern tarih metodolojisi, araştırmacının mümkün olduğunca tarafsız kalmasını, olaylara farklı cephelerden bakabilmesini şart koşar. Bahadıroğlu ise çoğu yerde ideolojik bir bakış açısı benimsemekte, sevdiği ya da benimsediği figürleri yüceltirken karşıt görüşte olanları sert bir biçimde eleştirmektedir. Bu tavır, tarihsel olayların çok boyutlu analiz edilmesini engeller.
Ayrıca kitapta kullanılan dil, akademik bir eserden ziyade hikâye edici ve edebî bir dildir. Bu da eserin geniş bir okur kitlesine ulaşmasını sağlasa da, bilimsellik açısından değerini azaltmaktadır. Tarih metoduna göre bir eser, edebî anlatımın ötesinde belgelere dayalı, sistematik ve eleştirel olmalıdır.
Bununla birlikte, eseri tamamen değersiz görmek de doğru olmaz. Popüler tarih kitaplarının temel işlevi, tarihe ilgisi olmayan ya da akademik metinleri takip etmekte