Bizim İstiklal Marşın'da aksayan bir taraf var,
Bilmem ki, nasıl anlatsam,
Akif inanmış adam,
Fakat onun, ben,
İnandıklarının hepsine inanmıyorum.
Mesela, bakın:
"Gelecektir sana vadettiği günler Hakk'ın"
Hayır,
Gelecek günler için
Gökten ayet inmedi bize.
Bir şarkı istiyorum
Zaferden sonrasına dair.
Kim bilir belki yarın
Demek istediğim
Böyle günlerde bile, böyle bir adamı bile bu çeşit öldürüp ortalık duruldukta,
Yıllarca sonra mehtaba baktığın vakit
Üzüntü çekmemek için,
Ya insanlarda yürek dediğin taştan olacak,
Yahut da dehşetli namuslu olacak yüreğin,
Kâzım'ınki taştan değildi şükür,
Fakat namuslu.
Ne mâlim dersen:
Dövüştü pir aşkına,
Yaralandı birkaç kere
Ve şaire
Ve kavga bittiği zaman
Ne çiftlik sahibi oldu, ne apartman.
Kavgadan önce Kartal'da bahçıvandı
Kavgadan sonra Kartal'da bahçıvan...
Bürolara dalar çıkar,sanayi planlama ve gıda şubelerinin tepesine bir kabus gibi çöker, bir yığın evrakın işini şipşak bitirir, emirler verir, taleplerde bulunur, insanları esinlendirir, çevresinde coşku ve heves fırtınası yaratırdı. Yorulmak nedir bilmezdi Lukova. Sanki bıkkınlıktan, bezginlikten bağışıktı. Gözleri sürekli alev alev yanardı.
Memur değil devrimci olmak...